Defalarca İzlenmesi Gereken 50 Muhteşem Türk Filmi

İzleyecek bir film arayıp bir türlü karar veremiyorsanız doğru yerdesiniz. Türk sinemasının kimi gülümsetecek, kimi ağlatıp rahatlatacak, kimi içinize bir taş gibi oturacak; duygusal, komik, politik, en beğendiğimiz seyirlik filmlerini sizin için derledik. Aslında hepsine bir yerlerden aşina olduğumuz ama defalarca da izlense bıktırmayacak Türk filmlerini içeren yazımızda neden bu filmi izlemeliyim sorusuna da yanıt bulacaksınız. İşte, durumunuz ne olursa olsun içinden kendinize uygun birini sürpriz yumurta seçer gibi seçebileceğiniz, 1963’ten günümüze dek uzanan, izlenmesi gereken Türk filmleri listemiz…

1.Susuz Yaz (1963) – Metin Erksan

Susuz Yaz hiç kuşkusuz Türk sinemasının en önemli filmlerinden biri. Metin Erksan‘ın, Necati Cumalı’nın 1962’de yazdığı öyküsünden uyarladığı bu başyapıtta başrolleri Hülya Koçyiğit, Erol Taş ve Ulvi Doğan paylaşıyor. 1964’te Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı kazanan film, Türk sinema tarihinde uluslararası alanda ödül kazanan ilk film olma özelliğini taşıyor.

 

2.Sevmek Zamanı (1965) – Metin Erksan

“Resmin sen değilsin ki…Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil, resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.” Bir resme aşık olunabilir mi, aşık olunan kanlı canlı geldiğinde aynı aşk devam eder mi, aşk sevene mi aittir yoksa sevilene mi gibi soruların aklınıza gelip oturacağı çok önemli bir film Sevmek Zamanı. Özellikle Fars edebiyatında ve Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sında karşımıza çıkan surete aşık olma fikrini bir de Metin Erksan perspektifinden görmek ve Müşfik Kenter’in oyunculuğunu izlemek istiyorsanız, Sevmek Zamanı doğru bir tercih olabilir.

3.Sana Layık Değilim (1965) – Osman F. Seden

Sadri Alışık, çoğu filminde replikleri ve içten sevgisiyle tüm sevenlere ses oluyor. Sana Layık Değilim’de ise sevdiği kadın Türkan Şoray, daha ne olsun. “Sen kim, o kim, babasının yanında 10 tane Osman çalışıyor.” diyen Ekremlere inat, bu iki önemli ismi siyah beyaz nostaljik bir filmde izleyip gerçek aşkı hissetmek isteyenler için çok doğru bir seçim. Ayrıca karakterimiz Osman’ın “Gönül Davası Üzerine” olarak bilinen konuşması da bu filmde geçiyor, aklınızda bulunsun. “Elimi sıktı gene görüşelim dedi. Teşekkür ederim, senin kadar tatlı, iyi bir insan görmedim dedi. Böyle içimden bir şeyler aktı, kalbime oturdu kurşun gibi. Sonra elini salladı, Allah kahretsin yani erkeklik olmasa ağlayacağım be. 3-5 gün gelemedim kendime. Ya buram yanıyor abi, nah buram…”

4.Ah Güzel İstanbul (1966) – Atıf Yılmaz

Artist olmak için köyünden kaçan bir kız, bir de alkolik bir sokak sanatçısı…Bu defa Sadri Alışık’ın karşısında Ayla Algan var, fonda da gerçekten görünce ah dedirten Güzel İstanbul. Ayla Algan’ın sevimli hallerini izlemek ve İstanbul’un en güzel hallerine şahit olmak için bu filmi izleyebilirsiniz. “Yaşıyoruz, iki kişiyiz ve birbirimizi seviyoruz. Korkma, dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur.”

 

5.Vesikalı Yârim (1968) – Ömer Lütfi Akad

Bir yanda İzzet Günay, bir yanda Türkan Şoray, bir tarafta Manav Halil, bir tarafta pavyon şarkıcısı Sabiha… Yan yana olamamalarının nedenini ise Sabiha hepimizin bildiği şu replikle açıklıyor: “Sevmek yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık.” Menekşeli Vadi adlı öyküden uyarlanmış bu filmi, bir parça Sait Faik tadı almak ve filmin Şükran Ay‘ın seslendirdiği şarkılarıyla mest olmak için izleyebilirsiniz.

6.Kara Gözlüm (1970) – Atıf Yılmaz

 

“Söyliyciğim ilk şarkıyı mutlu insanlara adıyorum…” Türkan Şoray’ın Balıkçı Azize, Kadir İnanır’ın ise işsiz bir klasik müzik bestecisi olduğu film, temelde bir aşk öyküsü üzerine kurulu. Azize’nin balık pazarında şarkı söylediği ve herkesi coşturduğu sahneler, şarkıcı olduktan sonra aldığı görgü dersleri ve Belkıs Özener’in sesinden dinlediğimiz, filme de adını veren Sevemedim Kara Gözlüm için izlemeye değer.

 

7.Dönüş (1972) – Türkan Şoray

“Elin sıcak sudan soğuk suya değmeyecekti, hanım dediklerin ayakta konuşacaktı seninle, yürürsen peşinden gelirlerdi anca…” Peşinden kimse gelmeyecek olsa da İbrahim’i seçer Gülcan. Ancak onun kontrolü dışında gelişen olaylar sonucu çok sıkıntılar çeker ve beklemek zorunda kalır, bir “dönüş”ü beklemek. Türkan Şoray‘ı bu defa yönetmen koltuğunda görüyoruz. Gülcan ve Reşit Ağa’nın düğün sırasındaki oyunları ve film boyu içinize işleyen Hasretinle Yandı Gönlüm, filmin en etkileyici yanları.

8.Canım kardeşim (1973) – Ertem Eğilmez

5. Adana Altın Koza Film Festivali’ne damgasını vuran ve Türk sinemasının en iyi dram filmlerinden biri kabul edilen Canım Kardeşim, çok yakın iki arkadaş olan Murat, Halit ve Murat’ın kardeşi Kahraman’ın ilişkilerini konu alıyor. Tek hayali bir televizyon olan Kahraman’ın oyunculuğu, hastalığı ve filmin Cahit Oben’e ait etkileyici müzikleri filmi bir başyapıt kılmaya yeterli, üstelik “ben ağlamam yaaa” diyenleri bile dize getirebilecek nitelikte.

 

 

9.Aile Şerefi (1976) – Orhan Aksoy

Oktay bir yana, dünya bir yana; ama o dünyada başka babalar da var, hem de diğer filmlerdeki rolleriyle hepimizin babası olmuş biri, Münir Özkul. Aile Şerefi, klasikleşmiş filmler ve kitaplardan çokça aşina olduğumuz yozlaşma, zenginliğin getirdiği şımarıklık, gelenek gibi konuları öyle güzel işliyor ki izlerken ekrandan geçip olaylara müdahale etmemek için kendinizi zor tutuyorsunuz. Ayrıca Melih Kibar’a ait müziği de pek can yakıcı.

10.Kapıcılar Kralı (1976) – Zeki Ökten

Kapıcı ve apartman sakini ilişkisini en iyi işleyen filmlerden biri Kapıcılar Kralı. Bu başarısı senarist Umur Bugay’ın Nişantaşı’nda ve filmin çekildiği Cihangir Güneşli Sokak’ta yaptığı incelemeler ve apartmanın gerçek kapıcısıyla olan görüşmelerinden kaynaklanıyor olsa gerek. Öyle ki Kemal Sunal’ın filmdeki adı olan Seyid, apartmanın gerçek kapıcısının ismi; filmdeki çocuklar da kapıcının üç çocuğundan ikisi. Dönemin aile yapısı ve şehir kültürü hakkında fikir edinmek isteyenler için en eğlenceli yol bu filmden geçiyor.

 

11.Selvi Boylum Al Yazmalım (1977) – Atıf Yılmaz

Türkan Şoray-Kadir İnanır ikilisinin en kültleşmiş filmi Selvi Boylum Al Yazmalım, Türk sinemasının zirve filmleri arasında. Cengiz Aytmatov’un eserinden uyarlanan ve izlerken tutkuyla sevginin acı veren savaşını içinizde hissedeceğiniz, diyaloglarıyla eriten, Cahit Berkay’a ait müziğiyle büyüleyen bu film hakkında bizce fazla söze gerek bile yok.

 

12.Gülen Gözler (1977) – Ertem Eğilmez

Nezaket Hanım, Yaşar Usta ve beş kızları; İsmet, Fikret, Nedret, Hikmet ve Hasret. Böyle bir kadro bir aileyi oluştururken onlardan biri gibi hissetmemek ve olumsuz da olsa yaşadıklarına gülmemek mümkün değil. Ve tabii ki bu filmi güzel kılan çok önemli biri daha var: uçan, kaçan, her yere konan, aşık, inatçı, pilot Vecihi! Melih Kibar’ın insanın içini cıvıl cıvıl eden film müziğinin yanında Vecihi’nin mikrofonu kapıp kendine uyarladığı Kan ve Gül, Yaşar Usta’ya söylediği Kara Vicdanlı ve kızların annelerini de aralarına katarak nane likörü eşliğinde dertlendikleri Beterin Beteri Var, Gülen Gözler’de severek dinleyeceğiniz başka şarkılar arasında.

 

13.Neşeli Günler (1978) – Orhan Aksoy

Gülen Gözler’i Neşeli Günlersiz bırakmak olmaz. Yine bir aile dramı ama pek bir eğlenceli cinsinden. Bu sefer kavganın sebebi de çok mühim; limon mu, sirke mi? İzleyip cevaba siz karar verin.

14.Çöpçüler kralı (1978) – Zeki Ökten

Gülen Gözler’i Neşeli Günlersiz bırakmadığımız gibi Kapıcılar Kralı’nı da yalnız koymuyoruz ve listeye Çöpçüler Kralı’nı da ekliyoruz, “belediyemizin parkına hoş geldiniz!” Hem duygusal hem fazlasıyla eğlenceli film, müzikleriyle de zirveye çıkıyor. Keyfi beyde bile olmayanlar için keyifli izlemeler dileriz.

15.Sürü (1979) – Zeki Ökten

Başrollerinde Tarık Akan, Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz’in olduğu Sürü’nün senaryosu o zamanlar cezaevinde olan Yılmaz Güney’in kaleminden çıkmış ve Siirt’in Pervari ilçesinde çekilmiş. Anadolu’nun doğusundan batısına taşınan sürü yalnız kendi gitmekle kalmıyor, izleyeni de götürdüğü yerlerin gerçekleriyle yüz yüze getiriyor.

16.Kırık Bir Aşk Hikayesi (1981) – Ömer Kavur

Daha çok Anayurt Oteli’yle bildiğimiz Ömer Kavur, bu kez Hümeyra’yla Kadir İnanır’ı birleştiren ismiyle müsemma kırık bir aşk hikayesiyle karşımızda. Cahit Berkay bestesi mükemmel müziği ve Selim İleri’nin senaryosuyla mutlaka izlenmesi gereken bir film.

 

17.Yol (1982) – Şerif Gören

Senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılan ve 1982 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanarak dünyaya kendini kanıtlayan Yol, yurt dışında büyük ilgi görse de Türkiye’de uzun yıllar yasaklı filmler arasında yer aldı ve 1999’a kadar gösterime giremedi. Yöneten ve yönetileni, kadın ile erkeği, içeri ve dışarıyı ayıran güç dengeleri ve tüm bunları aşmak adına kat edilmesi gereken yolları görmek için izlenmesi gereken bir film Yol.

18.Asiye Nasıl Kurtulur? (1986) – Atıf Yılmaz

Vasıf Öngören, Türkiye’de epik tiyatroyu ilk kez uygulayan çok önemli bir yazar, dramaturg ve tiyatro kuramcısı. Zengin Mutfağı’yla birlikte Asiye Nasıl Kurtulur onun Brecht etkisiyle yazdığı en önemli metinlerinden biri. 1969 yılında yazılmış bu oyun 1986’da Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlanıyor. Müjde Ar, Füsun Demirel, Ali Poyrazoğlu gibi sanatçıları hayranlıkla izleyeceğiniz, kurtuluşun aslında nasıl mümkün olmadığını göreceğiniz bu filmden farklı bir tat alacağınıza eminiz.

19.Muhsin Bey (1987) – Yavuz Turgul

Tek derdi kendini kurtarmak olan Ali Nazik ve onu piyasaya kaptırmak istemeyen, iyi niyetli Muhsin Kanadıkırık. Toplumsal yozlaşmayı çok güzel bir şekilde işleyen film; Türk Sanat Müziği dinleyip, çiçekleriyle konuşan Muhsin Bey’in ağzından herkesin sormak istediği soruyu da sorar: “Kurtardın mı bari?”

20.Hakkari’de Bir Mevsim (1988) – Erden Kıral

Hakkari’de Bir Mevsim, Ferit Edgü’nün benzersiz anlatımıyla, Pir Köyü’nün ve köyün coğrafyasına, diline, kültürüne tamamen uzak olan bir yabancının hikâyesidir. Türk sinemasının en özgün yapıtlarından olan filmin bu başarısı, Ferit Edgü’nün etkileyici dilinden, kitabı senaryolaştırma sırasında Edgü’yle birlikte çalışan Onat Kutlar’dan ve göz doldurucu oyunculuğuyla Genco Erkal’dan geliyor olmalı.

 

21.Uçurtmayı Vurmasınlar (1989) – Tunç Başaran

Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı romanından uyarlanan Uçurtmayı Vurmasınlar, listemizin en dokunaklı filmlerinden. Barış her “İnciii” diye seslendiğinde kendinize seslenilmiş gibi ona sarılmak , hapishane ahalisiyle beraber “çıkacak çıkacak af çıkacak” diye eğlenmek isteyecek ve soğuğunu içinizde hissettiğiniz duvarlar arasından uçurtmayı Barış’la birlikte gözleyeceksiniz.

22.Arabesk (1989) – Ertem Eğilmez

Türk sinemasının en güzel absürt komedisi, Ağa kızı Müjde’yle çocukluğundan beri tanıdığı tek aşkı Şener’in bir türlü kavuşamama hikâyesi, Ertem Eğilmez’in son filmi…Eğilmez, oğlunun asistanlığıyla hasta yatağından yönetmiş filmi; hatta çekimler sırasında filmin sahnelerini aratmayan olaylar da yaşanmış. Her izleyişte ayrı tat verir, her seferinde günlerce “Allah’ım kör et beni” diye gezdirir, gülmekten ağlatır ve tarafımızca şiddetle tavsiye edilir.

23.Eşkıya (1996) – Yavuz Turgul

Uğur Yücel ve Şener Şen bir kez daha yan yana; ancak bu defa anlatılanlar da duygular da çok başka. 2001 yılına kadar en çok gişe hasılatını elde etmiş olan, çarpıcı hikâyesiyle etkileyen, müzikleriyle büyüleyen Eşkıya; hayatın sevda karşısındaki önemini sorguluyor. Susmak mı zor ölmek mi; aramak mı yoksa kaçmak mı?

 

24.Ağır Roman (1996) – Mustafa Altıoklar

Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve döneminde çok ses getiren Ağır Roman için hikâyenin geçtiği Kolera Sokağı’nın destanı denebilir. Biz bu destanı fazla anlatmayalım ancak siz Okan Bayülgenli, Küçük İskenderli bu filmi izlemeden geçmeyin. En vurucu sahnede çalan Ağla Sevdam hususunda ise dikkatli olmanızı öneririz.

 

25.Tabutta Rövaşata (1996) – Derviş Zaim

Mahsun, Rumelihisarı’nda yaşayan, evsiz barksız, arabalara tutkulu, kendine özgü bir insandır. Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı balıkçı dostu Reis’in desteğiyle günlerini bir şekilde geçirir, geceleri bir süreliğine çaldığı arabalarda ısınır, gezer; Rumelihisarı’nın aslında esas sahibidir. 33. Antalya Film Festivali’nde en iyi film, en iyi senaryo, en iyi erkek oyuncu ve en iyi kurgu ödüllerini alan filmin hikâyesi gerçek hayattan esinlenilerek yazılmış. Babazula’ya ait müziklerle Mahsun’un dünyasına dahil olmak isterseniz, Tabutta Rövaşata’yı izlemenizi öneririz.

 

26.Masumiyet (1997) – Zeki Demirkubuz

“Oğlum Bekir, dedim kendi kendime. Yolu yok, çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok. Kaderin böyle, yol belli. Ey başını, usul usul yürü şimdi. O gün bu gün usul usul yürüyorum işte…” O yolun bir bölümüne şahit olduğumuz, Haluk Bilginer, Derya Alabora ve Güven Kıraç’ın oyunculuklarıyla taçlanan Masumiyet, Zeki Demirkubuz’un en önemli ve en izlenesi filmi.

27.Gemide (1998) – Serdar Akar

Dört kişilik gemi mürettebatının hikâyesi çerçevesinde ilerleyen Gemide’yi, çehresi değişen Türk sinemasının ilklerinden ve en iyilerinden birini izlemek için tercih edebilirsiniz. Fazlasıyla rahatsız edici, fazlasıyla gerçekçi ve “memleket gibi” bir gemi…

28.Her Şey Çok Güzel Olacak (1998) – Ömer Vargı

“İnsan olmak yetmez, yetmiyor zaten, Superman Superman olmak lazım bazen!” Peki Superman olursak her şey çok güzel olacak mı? Cem Yılmaz’ın ilk sinema deneyimi olan ve Mazhar Alanson’la başrolleri paylaştığı film, birbirinden çok farklı iki kardeş olan Altan ve Nuri’nin hikâyesi. Mazhar Alanson imzalı müzikleri, insanın diline pelesenk olan replikleri ve insana Superman olmaya dair verdiği hevesle, güldürüyor, gülümsetiyor, güzelleştiriyor.

29.Vizontele (2001) – Yılmaz Erdoğan&Ö. Faruk Sorak

“İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan…” Başka çaresi olmayan insanların diyarına başka dünyaları gösteren bambaşka bir alet gelir bir gün.  Ama sanki bir anda yoktan var olmuş gibi öyle bir geliştir ki bu, Belediye Başkanı Nazmi ve elektrikli cihazlardan ilginç bir şekilde çok iyi anlayan Deli Emin dahi onunla ne yapacağını bilemez. Sonuçta vizontele, vizonteleliğini yapar yapmaya ama bir yandan da Türk sinemasının en dramatik, en çarpıcı bitişlerinden birine sebep olmuş olur. Komik sahneleriyle fazlasıyla güldüren, ama dramatik yönüyle de boğaza bir yumru oturtabilen Vizontele, Yılmaz Erdoğan’a ait senaryosu ve oyuncu kadrosuyla defalarca izlense de doyulamayacak filmlerden bir tanesi.

30.Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2004) – Ahmet Uluçay

Yönetmen Ahmet Uluçay’ın ilk sinema filmi olan ve kendi hayatından izler taşıyan film sinemaya tutkulu iki arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Biri karpuzcunun biri berberin yanında çırak olarak çalışan Recep ve Mehmet bir yandan çalışıp bir yandan da evlerinin ahırında projeksiyon makinesi yapmaya çalışırlar. Karpuz kabuğundan yaptıkları bu gemiyi ilerletmeye çalışırlarken, Recep bir de kendinden yaşça büyük Nihal’e aşık olunca gemi daha çok su almaya başlar. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, olmayacağını bile bile hayal ettiğiniz her şeyi izlerken aklınızdan şöyle bir geçirmenize neden olacak ve damağınızda güzel bir öykü okumuşsunuz tadı bırakacak.

31.Gönül Yarası (2005) – Yavuz Turgul

İdealleri uğruna ailesine bile sırtını dönmüş Nazım Öğretmen, emekli maaşı bağlanana kadar taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalır ve bu sırada kocasının şiddetinden kaçıp pavyonda şarkıcılık yapmaya başlayan Dünya’yla tanışır. Dünya ve kızına kucak açan Nazım öğretmen kendiyle, yaptıklarıyla yüzleşir ve Dünya için adeta dünyaya direnir. Film, Şener Şen’le Meltem Cumbul arasında geçen diyaloglarla, Timuçin Esen’in aklını atmış bir aşığı canlandırdığı başarılı oyunculuğuyla ve müzikleriyle, bu üç insanın yarasını izleyen herkesin gönlüne konduruyor.

32.Babam ve Oğlum (2005) – Çağan Irmak

Arka planına 12 Eylül Darbesi’ni alan bir dede, oğul, torun hikâyesi. İzleyince bu hikâyenin derinliğine dalıp, indiğiniz yerden de uzun zaman çıkamayacağınız bir film olan Babam ve Oğlum, her izleyeni her izleyişte ağlatmayı başarıyor.

33.Vavien (2005) – Yağmur Taylan, Durul Taylan

Aile hayatını ve Anadolu’yu çok başarılı bir şekilde yansıtan Vavien’in senaryosu Engin Günaydın’a ait. Ayrıca, filmdeki tüm oyuncular performanslarıyla çıtayı fazlasıyla yukarı çekmişler. Bilmeyenler için bir de dipnotumuz var; vavien, bir lambayı iki ayrı noktadan açıp kapatmaya yarayan sistemin adı, elektrikçilikte kullanılan teknik bir terim.

34.Dondurmam Gaymak (2006) – Yüksel Aksu

Muğla’nın bir sahil kasabasında motoruyla dondurma satan bir adamın hikâyesi; “Nasip dondurmaları, dondurmanın adı, gaymağın tadı.” Nasip’in, hazır dondurmalara karşı gelişi, başına gelenlere ve özellikle piyasaya karşı tatlı direnişi ve filmin samimiyeti için izlemeye değer.

35.Beynelmilel (2006) – Sırrı Süreyya Önder, Muharrem Gülmez

12 Eylül Darbesi’ni konu edinen bir film daha…Ancak bu defa hikâye oldukça trajikomik bir şekilde karşımıza çıkıyor. Senaryosu Sırrı Süreyya Önder’e ait filmi gülümseyerek izleyecek ve Özgü Namal’ın oyunculuğunu çok seveceksiniz. Ne kadar eğlenceli bir dille anlatsa da filmi komedi olarak değerlendirmek yanlış olur; verdiği mesajlarla ve özellikle de sonuyla, drama kayan sahnelerinde boğaza yumru oturtmayı da başarıyor zira. Son olarak, Özgü Namal’ın söylediği şu birkaç cümle, sevgiyi nasıl da güzel anlatıyor: “Şey, ben şey diyecektim. Ya nasıl desem; desem sana dert, demesem bana dert. Keşke biz seninle aynı evde olsaydık. O zaman ben sana sabahlara kadar kayıt yapardım. İşte sen de bana kitap okurdun. Öyle bilinçlenirdik.”

36.Kader (2006) – Zeki Demirkubuz

Masumiyet’te katıldığımız yolun çok gerisine gidiyoruz bu defa, Bekir’in kaderinin başlangıcına. Zeki Demirkubuz bu filminde Uğur’la Bekir’in gençliğine ve hikayenin başlangıcına gidiyor. Bekir Uğur’un, Uğur’ Zagor’un, Zagor ise belanın peşini hiç bırakmıyor.

37.Hokkabaz (2006) – Cem Yılmaz

Cem Yılmaz’ın İskender adlı bir sihirbazı canlandırdığı, senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı Hokkabaz, 2000’lerin en iyi komedilerinin arasında sayılabilecek bir film. Hokkabaz kimdir, sihirbaz mı yoksa hokkabaz mı denmelidir, eğlenerek göreceksiniz.

 

38.Sonbahar (2008) – Özcan Alper

“Rus romanlarından kaçmış” gibi bir karakter olan Yusuf, yıllar sonra geri döndüğü ıssız köyü ve gittikçe kışa yaklaşan bir sonbahar…Ülkenin ve toplumun travmaları Sonbahar’da bir Karadeniz köyü üzerinden anlatılır. Yusuf’un kara bulutlarının içinde dolaştıran, muazzam manzaralar sunan ve Çehov etkisinin sezildiği anlatımıyla bir başka etkileyen Sonbahar’ı izlemenizi tavsiye ediyoruz.

39.Pandora’nın Kutusu (2008) – Yeşim Ustaoğlu

Pandora’nın kutusundan ne çıkar; kötülük mü, geçmiş mi, aile mi, yalnızlık mı? Belki de bir başkası, kutuya neyi hapsettiyseniz o çıkar. Bu filmde de bir ailenin yabancılaşan, yalnızlaşan ve gittikçe sıkışan insanlık halleri çıkıyor kutudan, hem de muhteşem oyuncularla. Yeşim Ustaoğlu ve yazar Sema Kaygusuz’un kaleminden, hikâyeye dahil olmaya son derece değen, modern bir aile dramı.

40.Beş Şehir (2009) – Onur Ünlü

Bu filmde herkes ölümle alay ediyor, ölümle savaşıyor, ölümle oyun oynuyor. Beş farklı karakteri ne birleştiriyor diye sorarsanız “bir ince pusuda” olmaları diyebiliriz. Şiir okuyanlar bilir ki “aşık adam sınanmaz.” Ama bu filmdeki herkes aşkla, yaşamla, ölümle sınanıp duruyor.

41.Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) – Nuri Bilge Ceylan

BBC’nin “21. yüzyılın 100 Harika Filmi” listesinde yer alan, Nuri Bilge Ceylan’ın başyapıtı film, bir doktor ve cinayet soruşturması yürüten savcının 12 saatlik gerilimini konu alıyor. Filmde muhtarı oynayan Ercan Kesal’ın, çekimlerin yapıldığı Kırıkkale’nin Keskin kasabasında doktorluk yapması ve tecrübelerini senaryoya yansıtması film hakkında bilinmesi gereken ayrıntılardan biri.

42.Kelebeğin Rüyası (2013) – Yılmaz Erdoğan

“Kız şiirden anlıyorsa beni seçer, anlamıyorsa zaten senin olsun.” 2. Dünya Savaşı yılları Zonguldak’ı, iki genç şair; Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu. Dönem koşulları, verem, iki arkadaşın edebiyat tutkusu ve bunların gerçek bir hikâyeden uyarlanmış olması filmden etkilenmeye fazlasıyla yetiyor. Kelebeğin Rüyası, sevmeyenleri bile şiire ısındırabilecek nitelikte bir film.

43.Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013) – Onur Ünlü

Hem fazlasıyla fantastik, hem oldukça dokunaklı bir film, tıpkı filmin hem süper güçlerle donanmış hem de fazlasıyla normal olan karakteri Cemal gibi. “Sen Aydınlatırsın Geceyi” aslında bir Shakespeare dizesi. Biraz Shakespeare biraz Ferdi Tayfur, biraz süper güç biraz da zayıflık içeren bu filmden sıradanı beklemeyin; ama belki de beklediğinizden de fazlasını bulursunuz.

44.Yozgat Blues (2013) – Mahmut Fazıl Coşkun

Bir alışveriş merkezinin zemin katından Yozgat’a uzanan bir hikâye…İsmiyle bile baştan farkını ortaya koyan dramatik komedi filmi Yozgat Blues; ilginç karakterleri, kaliteli mizahı ve Ercan Kesal farkıyla, izlenmesi gereken filmler arasında yer alıyor.

45.Sarmaşık (2015) – Tolga Karaçelik

Armatörün iflas etmesiyle bir Türk gemisi Mısır açıklarında beklemek durumunda kalır. İlk bakışta sorunsuz işleyen bir düzen ve hiyerarşi varmış gibi gözükse de öylece duran bir gemide mekanizmaların işleyebilmesi çok da kolay değildir. Nitekim, yavaş yavaş hapishaneye dönen bu ortamda, ipler kopar, dengeler bozulur, sarmaşık baş gösterir ve havalar değişir. Tüm bunların yanında, Nadir Sarıbacak’ın hayat verdiği Cenk karakteri için bile izlemeye değer bir film Sarmaşık.

46.Abluka (2015) – Emin Alper

Toronto ve Venedik film festivallerinde gösterilen, 22. Adana Altın Koza Film Festivali’nde en iyi film seçilen Abluka, Emin Alper’in ikinci uzun metrajlı filmi. Hikâyenin çatısını uzun yıllar sonra hapisten şartlı tahliyeyle çıkan Kadir ve kardeşi Ahmet’in ilişkisi oluştursa da filme bir olaylar bütünü olarak bakmamak ve ablukayı kaldırıp politik şiddeti görmek gerekiyor.

 

47.Babamın Kanatları (2016) – Kıvanç Sezer

Kıvanç Sezer’in ilk uzun metrajlı filmi pek çok noktaya değiniyor; işçiler, güvensiz çalışma koşulları, çarpık şehirleşme, bir yanda Van depremi, aile içi ilişkiler, amcayla yeğenin farklılığı…Tüm bunlar ise Menderes Samancılar’ın muhteşem oyunculuğuyla can verdiği babanın kanatları altında, bir baba kız ilişkisinde birleşiyor. Fazla göze sokmayan, dingin ve ironik anlatımıyla Babamın Kanatları, güncel filmler arasında izlemeye değer olanlardan.

48.Kalandar Soğuğu (2016) – Mustafa Kara

Karadeniz’in bir dağ köyünde ailesiyle yaşayan ve birkaç hayvanıyla geçinen Mehmet’in çok büyük bir tutkusu vardır: bir gün mutlaka bulacağına olan inancıyla dağda maden aramak. İdealinin peşinden giden bir adam ailesiyle neler yaşar, toplum bunu anlar mı ve tüm bunlar bir dağ köyünde nasıl gelişir, tüm bu soruları irdeleyen çarpıcı ve samimi bir film Kalandar Soğuğu.

49.İşe Yarar Bir Şey (2017) – Pelin Esmer

Başrollerini Başak Köklükaya, Öykü Karayel ve Yiğit Özşener’in paylaştığı Pelin Esmer imzalı filmde şair Leyla ve Canan’ın yolları bir trende kesişiyor ve hikâyenin sonrası adeta şiir gibi akıyor. Edebi bir zevk de alacağınız filmin senaryosunda Pelin Esmer’le birlikte, öyküleriyle yakından bildiğimiz bir ismin, Barış Bıçakçı’nın da imzası var. İçinden küçük bir kesit, belki neden izlemeliyim konusunda sizi ikna eder: “Baktım rüzgârsın sen, baktım çamaşır ipini zorluyorsun. Hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim, baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun. Ayağına terlik giy, bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun.”

50.Ölümlü Dünya (2018) – Ali Atay

Haydarpaşa Garı’nda bir lokanta, Anadolu Tat 1071 ve nesillerdir bu lokantayı işleten bir aile, Mermer Ailesi. Lokantanın radyolarda çıkan tanıtıcı reklamına varana kadar her şey çok normal gözükse de onların aslında bütün hikâyeyi ortaya çıkaracak bir de sırları var. Sorgu sahnesi, Feyyaz Yiğit’in canlandırdığı Serbest karakteri ve her şeyden öte son zamanlarda çekilmiş güzel bir Türk komedisi izlemek için tercih edilebilir.

GECEMANYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.