ERZURUM TARİHİ VE GEZİLECEK YERLER 2024

ERZURUM ADI

Erzurum’un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios’ a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis’ ti, şimdiki Erzurum’ un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios’ un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos’ a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat’ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos’ un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali’ nin ihsanı) adını vermişlerdir.

Belazuri Kalîkala’ yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığını ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam’ ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarını  ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir.

Bugünkü Erzurum

Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen’ in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis’ e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen’ den ayırmak ve Anadolu’ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum’da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.

Tarih Öncesi Çağlar

Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer alması, zengin akarsu kaynaklarını bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.

MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM’DA

İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri’nin baskıları sonucu, Anadolu’da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etti. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu’ da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa’ ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa’ ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O’ nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu’ ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.

Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum’un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca’ da yapıldı.

1. Yakutiye Medresesi

Erzurum’un sembol yapılarından Yakutiye Medresesi, Hoca Yakut Gazani tarafından 1310’da yaptırılmış. Anadolu’da kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olarak kabul edilen medrese, Erzurum kent merkezinde yer alıyor.

Yakutiye Medresesi hâlâ yüzlerce yıllık heybetinden ve ihtişamından bir şey kaybetmemiş. 1995’te restore edilen medrese, günümüzde Türk-İslâm Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet veriyor. Hemen ilerisinde Çifte Minareli Medrese var.

2. Çifte Minareli Medrese

Çifte Minareli Medrese, kentin en önemli sembolü. 13. yüzyılda inşa edilen yapının Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun ya da İlhanlı Hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. Selçuklu mimarisinin özelliklerini yansıtan yapı, 4. Murad’ın emri ile bir süre tophane ve kışla olarak kullanılsa da günümüzde hem müze hem de sergi salonu olarak hizmet veriyor.

3. Üç Kümbetler

Erzurum’un simge yapılandan Üç Kümbetler, koni şeklindeki çatısı, özenli geometrik detayları ve duvarlar üzerindeki rölyefleriyle bir dönemin klasik mimari özelliklerini taşıyan 3 Selçuklu kümbetinden oluşuyor.

Anıt mezar kültürünün Anadolu topraklarındaki en güzel örneklerinden Üç Kümbetler’den en büyüğü Emir Saltuk’a ait. Emir Saltuk Kümbeti’nin üzerinde yer alan hayvan kabartmaları eski Türk takvimlerindeki burç figürlerini andırıyor.

  1. yüzyılın sonlarında inşa edildiği düşünülen kümbetlerden diğerlerinin kime ait olduğu bilinmiyor. Birkaç adım ötede ise eski Erzurum kültürünün mükemmel bir örneği 300 yıllık Paşa Bey Konağı yer alıyor.

5. Erzurum Kalesi

Kalenin bulunduğu tarihi mahallede birçok Selçuklu medrese ve türbesi, eski Bizans yapıları ve Osmanlı camileriyle yan yana. Erzurum’un tarihi yapılarından Erzurum Kalesi’nin 5. yüzyılda Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. İçinde 1124-1130 yılları arasında yapıldığı bilinen bir saat kulesi var. ilk olarak Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan II. Mahmut tarafından onarılmış.

Erzurum Kalesi maalesef Rusların işgali sırasında ciddi bir yıkıma uğramış. İç ve dış kaleden meydana gelen Erzurum Kalesi’nin Tebriz Kapısı, Erzincan Kapısı, Gürcü Kapısı ve İstanbul Kapısı olmak üzere günümüze ulaşan 4 kapısı bulunuyor. Erzurum Kalesi, şehrin panoromik fotoğraflarını çekmek isteyenlere, manzarasıyla ilham verici fırsatlar sunuyor.

4. Erzurum Ulu Camii

Erzurum tarihi yerleri içerisinde ihtişamlı mimarisiyle gezenlerkendine hayran bıraktıran yerlerden biri de şehrin alameti farikalarından biri olan Ulu Cami. Saltuklular döneminde yapılan caminin esas adı Atabey Camii olmasına rağmen ihtişamıyla halk arasındaki Ulu Camii olarak isimlendirilmiş.

Caminin tepesi, bölgede çok sık rastlanan kırlangıç yuvasını andıran biçimde örtülmüş. Bu mimari özelliği sayesinde içerideki nem ve koku doğal yollarla temizlenip bir havalandırma sağlanıyor. Eski Erzurum evlerinde bu teknik yine görülebiliyor.

6. Palandöken Kayak Merkezi

Sıfırın altındaki sıcaklığı ve zirveleriyle bilinen Erzurum başka şehirleri kıskandıracak kayak merkezine sahip. 3,176 metre devasa yüksekliğiyle tüm vadiye hâkim Palandöken’in göz alıcı manzarası, şehrin insanı zinde tutan soğuk havası ve parlak gökyüzü bu bembeyaz cenneti çekici kılıyor. Ana telesiyej hattının başlangıç noktasındaki otellerden birinde kalırsanız odadan çıktıktan dakikalar sonra kayak dolu bir güne başlangıç yapabilirsiniz.

7. Erzurum Tabyaları

Erzurum Tabyaları‘nın tarihi 18. yüzyıldaki Osmanlı-İran Savaşı’na uzanıyor. Birçoğu Rusların Doğu Anadolu’da 19. yüzyılın başından itibaren yaptığı baskın ve işgal girişimine karşı savunma amacıyla inşa edilen tabyaların sayısı 22. Karargah binaları, eğitim sahaları, sarnıçlar, pusu odaları ve askeri barınaklardan oluşan tabyalardan en önemlileri Mecidiye ve Aziziye.

Ana tabyalardan Aziziye Tabyası, aynı zamanda şehrin kahramanı kabul edilen Nene Hatun’un türbesine de ev sahipliği yapıyor. Nene Hatun, 20. yüzyıl başlarındaki Rus işgaline karşı Erzurum’u kucağında bebeğiyle savunan genç bir kadındı.

8. Tortum Gölü

Türkiye’nin 4 akbaba türünü de görmenin mümkün olduğu, yırtıcı kuşların uğrak yeri olan Tortum Gölü’nün bulunduğu vadi, Tortum ilçesinin 35 km kuzeyinde yer alıyor. Kemerlidağ’dan inen bir heyelan kütlesinin Tortum Çayı’nın önünü kapamasıyla meydana gelen göl, yaklaşık 8 km²’lik bir alanı kaplarken, en derin noktası 1 km’yi buluyor.

Tortum Gölü’nü mesire alanları, karşı kıyısını elma ve kayısı bahçeleri, doğu kıyılarını peri bacaları süslerken, gölde Ayvalı ve Küçük adında iki ada ve Balıklı Köyü önlerinde göle doğru uzanan Bozburun Yarımadası bulunuyor. Oldukça sakin olan gölün üzerinde sandalla gezinti yapmak mümkün.

9. Tortum Şelalesi

Tortum Hidroelektrik Santrali’ni çalıştıran Tortum Gölü’nün sularının fazlası doğal seti aşarak 48 m yükseklikten Tev Vadisi’ne döküldüğü yerde Tortum Şelalesi’ni oluşturuyor. Üstte gökkuşağı, altta koca bir dev kazanı meydana getiren şelale, ülkemizin büyük şelalelerinden biri olarak anılıyor.

Şelalenin önünde yer alan izleme balkonu, ziyaretçilerin ıslanma pahasına çıktığı, doğa tutkunlarını kendine hayran bırakan eşsiz bir güzellik sunuyor. Uzundere ilçesinde, Erzurum kent merkezinin 100 km kuzeyinde bulunan Tortum Şelalesi’ni görmek için en uygun zaman şelalenin bütün görkemiyle kendini gösterdiği mayıs ve haziran ayları. Tortum’un çevresi de bir mesire alanı.

10. Haho Kilisesi

Gürcü Bağratlı Krallığı’nın en görkemli yapılarından Haho Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi ve Taş Cami ismiyle de biliniyor. Erzurum’un Tortum ilçesindeki Bağbaşı Köyü’nde bulunan kilise 976-1001 yılları arasında yaptırıldıktan sonra 19. yüzyılda camiye çevrilmiş. Kilisenin içerisindeki İsa ve Meryem Ana freskleri oldukça etkileyici.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir