Gezilmesi Gereken Tarihi Şatolar 2024

Türkiye’nin güneyinden İskoçya’nın kuzeyine, Avrupa’nın en güzel kale ve şatolarıyla geçmişin görkemine kendinizi kaptırın.

Dünyanın en güzel kale ve şatoları, mimarilerinin yanı sıra, kuruldukları yerler ile de masal kitaplarından çıkmış gibiler. Sizin için İspanya‘dan Danimarka‘ya Avrupa’nın en destansı kale ve şatolarını listeledik.

Bir dağın sırtında da olabilirler, uçsuz bucaksız bir gölün kıyısında da. Yemyeşil bir ormanın kalbinde de bulunabilirler, tek başlarına bir adada da. Ama şurası kesin ki, bir kale ve şatoyu iyice özel hale getiren, kendi güzelliğine layık bir bölgede bulunması. Bu listedeki her kale ve şato, insan yeteneğinin doğayla harmanlandığı zaman ortaya ne kadar özel sonuçlar çıkabileceğinin birer kanıtı.

Bran Kalesi, Romanya

Drakula Kalesi Bran Kalesi Romanya

Hakkındaki vampir efsaneleri yetmezmiş gibi, kızıl kiremit çatıları ve etrafındaki korkutucu orman Bran Kalesi’ne daha da esrarengiz bir hava katıyor. Kont Drakula’nın yaşadığı yer olarak bilinen Transilvanya bölgesindeki bu ortaçağ döneminden kalma kale, ünvanı sayesinde turistlerin gözdesi. Hikayedeki karakterin aslında başka bir şatoda yaşadığı söylense de, herkes hala buraya “Drakula’nin Kalesi” demekte ısrar ediyor. Tabi bu da demek oluyor ki ürpermeden, korkmadan bu gizemi tadabilirsiniz!

Eilean Donan Kalesi, İskoçya

Eilean Donan Kalesi - İskoçya

Nispeten küçük olmasına rağmen, Eilean Donan birçok kartpostalın yıldızı ve İskoçya’yı ziyaret eden turistlerin fotoğrafını çekmeye can attığı bir yapı. Ufak bir adacığın üzerine kurulu olan bu kale karaya taş bir köprü ile bağlı. Bu köprü, Loch Duich’in suları yükseldiğinde göl ile aynı hizaya gelip, ayna gibi bir görüntü sunuyor. En son 20. yüzyılın başlarında MacRae kabilesi tarafından restore edilen Eilean Donan, Cesur Yürek filminde de rol oyamış.

 

NEUSCHWANSTEIN ŞATOSU (Almanya)
Dünyanın en güzel 10 şatosu
Neuschwanstein Şatosu, bu yapıların devrini tamamladığı 19’uncu yüzyılın son çeyreğinde, Bavyera’nın “deli kralı” II. Ludwig’in isteğiyle yapıldı. Kralın sığınağı, hayal dünyasına açılan kapıydı. Şato, Füssen kasabası yakınlarındaki Hohenschwangau’da. Köy merkezinden 30 dakikalık yürüyüş ya da faytonla ulaşılabiliyor. Farklı mimari üsluplar, ince elişçiliğiyle bir araya getirilmiş.

WINDSOR KALESİ (İngiltere)

Londra’nın 30 kilometre batısındaki kale, 15’inci yüzyılın ilk çeyreğinde yapılmış.Dünyanın en güzel 10 şatosu

45 bin metrekarelik yapı, 500 yıldır kraliyet ailesinin yazlığı.Doğudaki avlunun adı Upper Ward, batıdakinin Lower Ward. Kraliçe II. Elizabeth’in özel dairesi, Upper Ward’un doğu yakasında. Bu bölüm ziyarete kapalı. Kuzey yakada, kraliçe yokken açılan dairelerde konuk odaları tablo, mobilya ve hazineyle dolu. VIII. Henry’nin zırhı ve Nelson’un ölümüne neden olan kurşun bunlar arasında. IV. George’un, Sir Francis Chantrey’nin elinden çıkma heykelinin yer aldığı etkileyici merdivenler, 1866’da Kraliçe Victoria için yapılmıştı. Lower Ward’daki ana bina, Garter Şövalyeleri’nin sancaklarının asılı olduğu St. George Kilisesi. VIII. Henry, I. Charles ve IV. George da aralarında olmak üzere çok sayıda kral burada yakıldı. V. George ile Kraliçe Mary’nin tabutunu Lutyens tasarladı.

Chillon Şatosu, İsviçre

Chillon Şatosu İsviçre

Leman Gölü’nün nefes kesen kıyılarında kurulu Chillon Kalesi’nin tarihi Tunç Devri’ne kadar dayanıyor. On nesil boyu birçok soylu ve kraliyet ailesinin evi olan bu şato, İngiliz şair Lord Byron’a da görüntüsü ile ilham kaynağı olmuş. Montrö’ye 3 kilometre uzaklıktaki bu şatoya gitmek, adeta zamanda yolculuk yapmak gibi.

5. Neuschwanstein Şatosu, Almanya

Neuschwanstein Şatosu Almanya

Almanca’daki anlamı “Yeni Kuğu Taşı” olan Neuschwanstein Disney’in Uyuyan Güzel filmindeki şatoya ilham vermiş. Kısacası gerçek anlamda bir masal şatosu burası. Oysa ki bu şaheseri yaptıran ve “Deli Kral” olarak bilinen II. Ludwig, daha karanlık bir öyküye sahip. Ortaçağ esintileri taşısa da kale 19. yüzyılda inşa edilmiş ve Neoroman ile Gotik akımlarının sentezi bir mimariye sahip. Etrafındaki dağlara ve göllere uyum sağlamış kuleleri ve beyaz duvarlarıyla Neuschwanstein Şatosu, Münih şehrindeyseniz mutlaka gitmeniz gereken bir yer. Hatta tarih ve mimari tutkunuysanız, nerede olursanız olun uğranması gereken bir yer!

 Trakai Kalesi, Litvanya

Trakai Kalesi Litvanya

Nedense suyun üzerine kurulu kaleler insanı hayallere daldırıp götürüyor. Trakai Kalesi de bunların en güzel örneklerinden biri. Bu kale bir ormanın içerisindeki bir gölün üzerine kurulu. 15. yüzyılda kırmızı renkte yeniden inşa edilmiş olan bu kale, asırlardır savaşların ve zor zamanların etkisiyle bakımsız kalsa da, geçtiğimiz yüzyılda sonunda orijinal haline restore edilip, eski ihtişamına kavuşmuş. Ne güzel bir mutlu son, değil mi?

Egeskov Şatosu, Danimarka

Egeskov Şatosu ile ilgili görsel sonucuEgeskov, Avrupa’nın Rönesans döneminden bu yana en titizlikle korunmuş, en özüne sadık kalmış şatosu ve kıtanın incilerinden bir tanesi. İçi de dışı da rüya gibi olan bu şato, bir gölün kıyısına kurulu. Efsaneye göre, temelini atmak için bir koca orman çınar ağacı kesilmesi gerekmiş. Belki de bu yüzden adı Danca’da “Bin Çınar“ anlamına geliyor. Bu güzeller güzeli şato, her daim bir fotoğrafçının kamerasına poz veriyormuş gibi bir izlenim yaratıyor.

 Castillo de Belmonte, İspanya

Castillo de Belmonte ile ilgili görsel sonucuBelmonte kentinin hudutlarında, San Kristobal tepesinin üzerinde duran bu güçlü kale, bölge üzerinde adeta hükümdarlığını kurmuş. Castillo de Belmonte’nin en belirgin özelliği, 15. yüzyıldan bu yana neredeyse hiç değişmemiş, çok az hasar almış olması. Sağlam ve kudretli bir kale görmek istiyorsanız, burayı listenize eklemelisiniz.

Bodiam Kalesi, İngiltere

bodiam kalesi ile ilgili görsel sonucu

Hani hikayelerde şato ve kalelerden bahsedilirken hep etraflarındaki derin, timsah kaynayan hendeklerden söz edilir ya? Bodiam Kalesi’nin fotoğraflarına baktığınızda öyle bir yer hayal edeceksiniz. Yapı olarak sade, dört köşeli bir mimarisi olsa da güçlü ve düşmanlara geçit vermeyecek özellikte bir kale. Birçok kalenin kaderinde olduğu gibi, burası da uzun bir süre terk edilmiş, ta ki Lord Curzon tarafından restore edilip 1926’da devlet korumasına alınıncaya kadar.

 Lichtenstein Şatosu, Almanya

lichtenstein schloss ile ilgili görsel sonucu

Stuttgart şehrinin yakınlarındaki Lichtenstein Şatosu, Svabya Alpleri’nde göz kamaştırıcı bir mevkide bulunıyor. Geçmişi 13. yüzyıla dayanıyor, fakat şu andaki neogotik romantik stilindeki şato 19. yüzyılda inşa edildi. Peri masalı izlenimi veren Lichtenstein Şatosu, ismini William Hauff’un Lichtenstein adlı romanından alıyor. Ziyaret etmeyi düşünüyorsanız, burası özellikle bahar aylarında bir başka güzelliğe bürünüyor.

Sinop Kalesi, Sinop , Türkiye

sinop kalesi ile ilgili görsel sonucuTürkiye’nin en meşhur kalelerinden biri olan Sinop Kalesi, yedinci yüzyılda şehre denizden gelebilecek tehditleri savurmak için inşa edildi. Sinop’un iç ve dış limanları arasında bulunan bu kalenin duvarları tüm şehri çevreliyor ve günümüzde bile sanki şehri koruyup kolluyormuş havası veriyor. Evliya Çelebi’nin yazılarında dört kapısı olduğu geçse de, bugün sadece iki kapısı sağ kalmış durumda. Etrafında bulunduğunuzda emin olun kendinizi daha güvende hissediyorsunuz.

ELMİNA (Gana)

Dünyanın en güzel 10 şatosu
Gana’nın Elmina kentinde. Altın peşindeki Portekizli sömürgeciler tarafından 1482’de inşa edildi. Asıl adı “Sao Jorge da Mina” idi, günümüzde St. George ismiyle de anılıyor. Bölgedeki ilk ticari üs olmuştu. Önceleri değerli maden, silah ya da barut ticaretinde kullanıldı. Sonra Afrika kıyılarının en büyük köle ticareti kalesine dönüştü. Bu yüzden de Afro-Amerikalılar hâlâ kaleyi ziyaret edip atalarının anısına çiçek bırakıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki kale, tarihi filmlerde mekan olarak kullanılıyor. Elmina kenti de, renkli binaları ve balıkçı tekneleriyle görülmeye değer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir