İNSANI ATEİST YAPAN SORULAR


Ateistler Bunu da Açıklayın!
Diyordunuz Şimdi Siz
Hadi Müslümanlar Bunu da Açıklayın?

Bir TV programında iki inançlı akademisyen ve bir ateist kadın yazar din konusunda konuştular. Önümüzdeki hafta da tartışmaya devam etmek için sözleştiler. Ben de kendimce buradan katkı koymak istedim. Bir ateist olarak dinle ilgili kanaatlerimi ve düşüncelerimi çeşitli sorularla birlikte sıraladım. Biraz olsun ‘aklı işletmeye’ ve sorgulamaya vesile olabilirsem ne mutlu bana. Biraz uzun oldu ama akıcı olduğunu umut ediyorum. İçlerinde herhangi bir yerden tanıdık gelemeyecek, son derece orijinal argümanlarım da var (favorim ise 20. sorum, daha doğrusu cevabım). Buyurunuz;

1- Diyelim ki evrenin düzeni bir düzen koyucunun varlığını gösteriyor olsun. Buradan diğer şeylere nasıl ulaşıyorsunuz? Yani bu düzen koyucunun tek olduğuna, hala mevcut olduğuna, doğmamış ve doğurulmamış olduğuna, bizimle ilgilendiğine, tüm evreni sırf bizi sınamak için yarattığına, bu bakımdan insan ve dünyanın evrenin merkezinde bulunduğuna (ki fiziken öyle olmadığını artık biliyoruz!) v.b. sonuçlara nasıl ulaşıyorsunuz? Evrenin düzeninden bunlara ulaşmak mümkün müdür? Yani bu yaratan, deizmin ‘yarattığına ilgisiz’ yaratanı da olabilir, bunun dinin tanrısı olduğunu nereden çıkarıyorsunuz?

2- Ben bir kadın olsam niye İslam’ı seçeyim? Erkekle eşit, medeni hukuk içinde, istediğim gibi yaşıyorum. Ama Müslüman kadınlar kara bir örtünün altında kimliksizleşiyor, adeta hayattan siliniyor zira yüzlerini bile gösteremiyor, erkeğe bağlı ve itaat içinde yaşıyor, eşini başka kadınlarla paylaşmak durumunda kalıyor, boşanamıyor, şahitliği yarı değerde, mirastan yarı pay alıyor, 9 yaşında evlendirilip kocasının tecavüzüne uğrayabiliyor, cennette bile ona bir vaat yok v.b. Diyeceksiniz ki bunlar dinde yok, uygulamada var! Pek çoğunun ayetlerde yeri var ama diyelim ki aslında dinde yeri yok da sadece uygulamada var, o halde şöyle sorayım: Kendimi niye riske atayım? İslam’ın bana katacağı bir şey yok ama alabileceği çok şey var. Peki o halde neden bu dini seçeyim, aklımı peynir ekmekle mi yedim? Cennetinde bile sadece erkeklere vaatte bulunan bir dini neden kabul edeyim? İlla bir din seçeceksem bile neden örneğin reform görmüş bir Hıristiyanlığı veya bir başkasını değil de İslam’ı seçeyim?

3- Dinin teorisi onun pratiğinden koparılabilir mi? Bir dini, onun gerçekte sebep olduklarından bağımsız değerlendirmek doğru mu? Dinin gerçekte bir karşılığı var mı, varsa nasıldır diye bakmayacak mıyız? O halde İslam’ı değerlendirirken izin verin de Afganistan’dan, Suudilerden örnek verelim. Oradaki yobazlar gökten inmiyor, sizinle aynı kitabı okuyorlar. Ve 1400 yıldır bu din onların yaşadığı gibi geldi. Acaba yanlış yorumlayan siz olabilir misiniz? Bu nasıl bir kitap ki bu kadar fena yorumu da yapılabiliyor? Yani bu potansiyeli içermesi bile bir tehlike ve eleştiri konusu değil midir? Neden başka dinlerin içinden kadınlarını kara bir örtüyle kapatan veya tekbir getirip kafa kesenler çıkmıyor da sadece İslam’dan çıkıyor? En azından bu dinin kitabının yobazlık ve zulüm için bolca malzeme barındırdığını kabul edebilir misiniz? (Bence 18’den küçükler Kuran okumamalı! Sonuçlarına ve sebep olduğu şeylere bakıldığında sigaradan daha zararlı olabildiği kesin olsa gerek!) Bu yobazca yorumlar için ‘yanlış anlamışlar’ deyip geçemeyiz, dinin sebep olduğu acılardan bu şekilde kaçamazsınız. Bu yanlış anlama dediğiniz şeyler milyonlarca insanın hayatlarını mahvetti, mahvediyor, mahvetmeye de devam edecek. Bu felakete sebep olan metinleri (yani Kuran ayetlerini) düzeltebilir misiniz acaba? Düzeltemezseniz, bu yobazlıklara karşı hiçbir şey yapmamış olacak ve ses çıkarma hakkınızı yitireceksiniz. Bunun farkında mısınız? Sizin ”Bunlar yobaz, dinimizi bağlamaz” sözleriniz benim gözümde hiçbir şey ifade etmeyen kaçış sözlerinden ibaret.

4- Tanrı size cennet vaat etmese ve cehennemle korkutmasa bu kadar dindar olur muydunuz? Yoksa siz Tanrıya değil onun vereceği ödüllere mi inanıyorsunuz? Tanrı sadece bir aracı mı? Sizce varlığından şüphe edilecek denli bilinmez olan birine sırf o bir şeyler vaat etti veya cehennemle korkuttu diye boyun eğmek mantıklı ve ahlaki bir tutum mudur? Sakın Tanrının sınavı tam da bunun üzerine olup boyun eğenleri cezalandıracak olmasın?

5- Diyelim ki seninle çok iyi bir şey yapıyoruz ama sen ödül umarak yapıyorsun bense hiçbir şey beklemeden. Sence hangimiz daha ahlaklı veya vicdanlıyız? O halde ateistin Müslümandan daha yüksek bir ahlak ve vicdan seviyesini temsil edebileceğini kabul eder misiniz? O halde ateisti neden yakıyor dininiz? Neden vicdana, ahlaka, sevgiye değil de bir güce tapınıp onu övmeye değer veriyor? Tanrının kendisi acaba ne kadar ahlaklı? (Çünkü Kuran’da Allah’a inanmayanların iyi amellerinin de boşa gideceği yazıyor. Bu zihniyet bize Kuran’ın Tanrısının sevgi, vicdan ve ahlaka değil kendisine boyun eğilmesine önem verdiğini gösteriyor. Tanrı biraz megaloman veya kibirli olabilir mi acaba?) Tanrının emriyle vicdanın çelişse ne yaparsın? Bir yazı okumuştum ve hak verdim, şöyle yazıyordu: ‘Ahlak, emredilen ne olursa olsun iyi olanı, din ise iyi olan ne olursa olsun emredileni yapmaktır.’ Ben, gerçek hayatta dinin ahlak sunmadığını, aksine, çoğu kez ahlaksızlığın mazereti olduğunu düşünüyorum. Ahlak çoğu zaman, dinin elinde sanki esir düşmüş bir tutsak gibi görünüyor. Bu yüzden, dindarların ahlakı inanca dayandıran yaklaşımlarını gerçek hayattan kopuk buluyorum. Çünkü insani bir yaşam, ahlak vaazları ve dinsel korkutmalarla değil, özgürlükçü, çoğulcu, sosyal adaletten yana, demokratik toplumlarda gelişir diye düşünüyorum. Bu düşüncem mevcut pek çok örnekle de doğrulanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir