İNSANLIK TARİHİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİREN YAPI: GÖBEKLİTEPE

Göbeklitepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusundaki Örencik Köyü yakınlarında yer alıyor ve dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğu olarak kabul ediliyor.

Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10-12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüş olması. Yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiş.

Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiş. Söz konusu motifler yer yer bir süsleme olamayacak kadar yoğun olarak kullanılmış. Bu kompozisyonun bir öykü, bir anlatım veya bir mesaj ifade ettiği düşünülmekte. Hayvan motiflerinde boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördekleri ve akbaba en sık görülen motifler.

Göbeklitepe, bir yerleşim yeri değil, kült merkezi olarak tanımlanıyor.

https://www.flypgs.com/ulkeler/turkiye-gezi-rehberi/gobeklitepe-turu

Buradaki kült yapılarının üretime geçiş aşamasına -tarım ve hayvancılığa- yakın olan son avcı grupları tarafından inşa edilmiş olduğu anlaşılıyor.

Diğer anlatımla Göbeklitepe, çevredeki oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan avcı-toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezi.

Bu durumda bölgenin en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın (PPN, Pre-Pottery Neolithic) A evresine (MÖ 9.600-7.300), yani günümüzden en azından 11.600 yıl öncesine dayandığı ileri sürülüyor.

Bununla birlikte Göbeklitepe’deki en eski faaliyetleri tarihlendirme olanağı şimdilik yok, fakat bu anıtsal yapılara bakıldığında Paleolitik Çağ’a kadar uzanan, birkaç binyıl daha eskiye kadar giden bir geçmişi olduğu düşünülmekte.

Göbeklitepe’nin bir kült merkezi olarak kullanımının MÖ 8 bin dolaylarına kadar devam ettiği, ve bu tarihlerden sonra terk edildiği, başka veya benzer amaçlarla kullanılmadığı anlaşılıyor.

Göbeklitepe, tüm bu özelliklerinden dolayı UNESCO tarafından 2011’de Dünya Mirası geçici listesine alınmış ve 2018’de kalıcı listeye girmişti.

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve tüm dünyanın dikkatini çeken Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’de insanlık tarihinin bilinen ilk tapınakları yer alıyor. Peki M.Ö. 10 bin yıl önce henüz yerleşik hayata geçmemiş olan avcı toplumlar böylesi görkemli tapınakları nasıl yaptı? Göbeklitepe işte bu ezberi bozuyor.

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nin girişinde bir pano var. Panoda İngiltere’deki Stonehenge’in M.Ö 2500’de, Mısır piramitlerinin M.Ö 2600’de, Mezopotamya Zigguratları’nın M.Ö 4000’de, Portekiz’deki Almenders Cromlech’in M.Ö 6000’de, Göbeklitepe‘deki tapınakların ise M.Ö. 12.000’de inşa edildiğini gösteren bir çizelge bulunuyor.

Bu çizelge bile Göbeklitepe‘nin, insanın tarihsel yolculuğunda nerede durduğunu anlamamız için yeterli. İnsanın kendi elleriyle yaptığı, bilinen ilk tapınaklar var burada. Hem de insanın henüz yerleşik hayata geçmediği, avcı olarak yaşadığı bir dönemde inşa edilmiş. Sonra burayı inşa edenler, nedendir bilinmez üzerini toprakla kapatmış ve Göbeklitepe derin bir uykuya yatmış.

Taa ki 1980’lere kadar. 1980’li yılların sonlarında iki köylü Şanlıurfa’da tepelik bir arazide, topraklarını sürerken bir heykel buluyor. Alıp evlerine götürüyor. Heykelin müstehcen olduğunu düşündükleri için ahıra koyup üstünü örtüyorlar. Fakat bu heykelle ne yapacaklarını da bilemiyorlar.

Sonunda devlet yetkililerine teslim etmeye karar veriyorlar. Ama ‘devlete kirli heykel götürülmez’ diye bir güzel yıkayıp öyle Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ne teslim ediyorlar. O yıllarda müzede bu heykelin değerini kavrayacak Neolitik Çağ uzmanı yok. Bunun için heykel depoya kaldırılıyor. Aradan zaman geçiyor.

1990’lı yıllarda Urfa’da Nevali Cori kazısını yapan Prof. Harald Hauptmann ile onun ekibinden öğrencisi Klaus Schmidt bu kazıdan çıkarılan eserleri teslim etmek için müzeye geliyor.

Müze yetkilileri onlara Örencik Köyü’nde yaşayan köylülerin vakti zamanında getirdiği heykeli gösteriyor.

Schmidt’in o an gözleri parlıyor, müze yetkilisine “Nereden buldunuz bu heykeli?” diye soruyor. Örencik Köyü’ne gidiliyor, köylüler bulunuyor, Schmidt ile köylüler bu heykelin çıktığı araziye gidiyor. İşte o arazi yıllar içinde kazılıyor ve altından insanlık tarihini değiştiren, tarihin sıfır noktası olarak nitelendirilen Göbeklitepe‘deki tapınaklar ortaya çıkıyor.

M.Ö. 10 bin yıl önce insanlık bir inanç merkezi inşa etmiş! Bu bilgi, insanın tarihsel serüvenini iyi bilenler için elektrik çarpması etkisi yapacak kadar sarsıcı. Çünkü bildiğimiz ezberler bozuluyor bu bilgiyle. Peki nasıl? Çünkü Göbeklitepe keşfedilmeden önce bize, 12 bin yıl önceki insanın avcılık yaparak ilkel bir şekilde yaşadığı öğretilmişti.

Böylesi kompleks bir tapınağı inşa etmesi için insanın önce barınak yapmayı öğrenmesi, sonra tarıma başlayarak yerleşik hayata geçmesi gerekiyordu. Yerleşik hayata geçmemiş ilkel avcı toplumlarında inancın yerinin olmadığı düşünülüyordu. Ama işte Göbeklitepe bu ezberi bozdu.

Anlaşıldı ki Göbeklitepe‘de yaşayan insanlar, yerleşik hayata geçmeden önce ileri düzeyde mühendislik zekasına sahipti ve heykelleri işleyecek bir estetik anlayışları vardı. Ama en önemlisi daha avcı toplumuyken bile bir inanca sahiptiler ve bu inanç onlara görkemli tapınaklar yaptırmıştı.

Yani insanın kadim yolculuğunda inanç ihtiyacının ortaya çıkması için yerleşik hayata geçmesi gerektiği düşüncesi tuzla buz oluyordu. Şanlıurfa’daki şehir merkezinden 30 kilometre uzaklıktaki Göbeklitepe‘deki tapınakları görmek için her gün buraya gelen yüzlerce ziyaretçi işte burada inancın insan için ne kadar önemli olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor.

ADETA ZAMAN MAKİNESİ

Ziyaretçileri ilk önce Göbeklitepe Ören Yeri’nin hemen girişindeki, çevreye uygun mimarisiyle dikkat çeken ziyaretçi merkezi karşılıyor. Görsel ve işitsel olarak çok iyi tasarlanmış bu merkez adeta bir zaman makinesi.

Çünkü sizi simülasyonlarla günümüzden 12 bin öncesine götürüyor ve Göbeklitepe‘yi inşa eden insanların nasıl yaşadıklarını anlamanızı sağlıyor. Hiç de ilkel değiller. 12 bin yıl öncesinde gelişmiş bir topluluk var karşınızda.

Bir toplumsal iş bölümü yapılmış. İşçi sınıfı, yönetici bir sınıf ve dini temsilciler var. Ellerinde taşları şekillendirecek hiçbir alet yok. Sadece çakmak taşı var.

Ama onlar o taşları kendi elleriyle ve zekalarıyla işleyip toplumsal bir iş bölümüne giderek böylesi devasa mabetler yapmışlar. Sonrasındaysa T şeklinde stellerden (dikilmiş, yüksekliği eninden uzun yekpare bir taş) oluşan tapınaklara doğru yolculuk başlıyor.

İki ila altı metre uzunluğunda ağırlıkları beş ile 20 ton arasında değişen bu stellerden oluşan tapınaklar tüm görkemiyle sizi bekliyor. İnsanı temsil ettiği düşünülen bu stellerin üzerinde kimi vahşi hayvan figürleri bulunuyor. Altı tapınak yapılan kazılan sonucu ortaya çıkarıldı.

Üzeri yakın zamanda büyük bir brandayla kapatılan tapınaklar burada sergileniyor. Ki tüm görkemiyle tapınakları görünce burayı inşa eden insanlara karşı saygı duymamak içten bile değil. Ama tespit edilen daha 14 tapınağın yerin altında olduğunu öğrenince bu saygı katbekat artıyor.

MÜZEYİ DE GEZİN

Fakat Göbeklitepe‘nin kıymeti harbiyesini anlamak için sadece ören yerini gezmek yetmez. Tekrar şehre dönüp alanında dünyadaki sayılı müzelerden biri olan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ni de görmek gerekiyor.

Çünkü müze sizin Paleolitik Çağ’dan başlayarak Neolitik Çağ’a sonra da bakır, tunç ve demir çağlarına uzanan tarihi bir yolculuğa çıkmanızı sağlıyor.

Tüm bu binlerce yıl süren çağlar arasındaki yolculuk arasında yolunuz yine Göbeklitepe‘ye çıkıyor ve neden buraya tarihin sıfır noktası denildiğini daha iyi kavrıyorsunuz.

ŞANLIURFA GÖBEKLİTEPE YOL TARİFİ

Şanlıurfa şehir merkezinin 18 kilometre doğusunda bulunan Göbeklitepe, Örencik Köyü yakınlarına konumlanmış. Şehir merkezinden araç ile buraya gitmeyi düşünüyorsanız D400 otoyolu üzerinden yaklaşık 20 dakikada oraya ulaşabilirsiniz. Alternatif bir rota için D885 otoyolunu takip edebilirsiniz ama yolu uzatmış olursunuz.

Göbeklitepe Adres: Göbeklitepe Ören Yeri, Dağetegi Mahallesi, Haliliye, Şanlıurfa

GÖBEKLİTEPE’YE YAKIN YERLER

Göbeklitepe’ye en yakın yerler, Güzelyurt ve Dağeteği mahalleleri. Bu bölgeye en yakın şehirleri ise aşağıda bulabilirsiniz.

Şanlıurfa

Gaziantep

Mardin

Adıyaman

Diyarbakır

Göbeklitepe Ziyaret Saatleri

Dünyanın en eski tapınağı olarak bilinen bu alanın ziyaret saatlerine, müzeye gitmeden önce göz atmanızda fayda var. Çünkü ziyaret saatleri, yaz ve kış dönemlerine göre değişiklik gösterebiliyor. Göbeklitepe giriş ücreti ise 2019 yılı için 30 TL.

  • 15 Nisan – 2 Ekim arası

Gişe açılış ve ziyaret başlangıç saati: 08.00 Gişe kapanış saati: 18.30 Ziyarete kapanış saati: 19.00

  • 3 Ekim – 14 Nisan arası

Gişe açılış ve ziyaret başlangıç saati: 08.00 Gişe kapanış saati: 16.30 Ziyarete kapanış saati: 17.00

Göbeklitepe Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Detay

Göbeklitepe, birçok gizemini hala koruyor olsa da arkeologlar yapının fiziksel özelliklerini keşfetmiş durumda. Göbeklitepe’ye gitmeden önce biraz bilgi sahibi olmak isterseniz, aşağıdaki detayları aklınıza not alın.

#1 Sütunların ağırlığı 40 ile 60 ton arasında değişiyor.

Mesela bazılarında el ve parmakların var olmasından dolayı insanları temsil eden eserler olduğu düşünülen T biçimindeki sütunların ağırlığının 40 ila 60 ton arasında değiştiği biliniyor. Fakat o dönemin şartlarında bu taşların alana kimler tarafından ve nasıl taşındığı bir Göbeklitepe sırrı olarak çözülmeyi bekliyor.

#2 Döneminin ilerisinde bir mimari teknik kullanılmış.

Göbeklitepe’de dönemine göre oldukça ileri mimari tekniklerin kullanıldığı da bir gerçek. Belki ileriki günlerde bu soruların da cevapları bulunur.

#3 Sütunların üzerinde yılan, yaban domuzu ve ördeği gibi hayvan kabartmaları bulunuyor.

T şeklindeki sütunların üzerine işlenen kabartmalı figürlerde bulunan hayvanların ne amaçla koyulduğu hakkında farklı görüşler bulunuyor. Sütunların üzerinde yaban domuzu, yaban ördeği, boğa, yılan gibi bölgede yaşayan hayvanların figürleri bulunuyor. Bu figürlerin Göbeklitepe’nin muhafızları olarak görülmeleri ve şans için koyulan totem hayvanları olmaları görüşlerinin yanı sıra bu hayvanların kabilelerin sembolleri olabileceği de düşünülüyor. Ayrıca sütunlardaki aslan tasvirleri de Neolitik Çağ’da bu bölgede aslanların var olması ihtimalini güçlü kılıyor.

#4 Buğdayın ana yurdu Göbeklitepe kabul ediliyor.

Günümüzde genetik biliminin katkısı ile birçok varyasyonu bulunan buğday, buluntulara göre ilk olarak Göbeklitepe civarında yetiştirilmiş.

#5 Bira üretimi için tarım yapıldığı düşünülüyor.

Araştırmaların ve incelemelerin ışığında, Göbeklitepe’de bulunan tahıl örnekleri üzerinde fermantasyon belirtileri saptanmış. Aynı zamadan tapınak kalıntıları çevresinde bira varilleri olarak kabul edebileceğimiz ekipmanlar bulunmuş. Bu kanıt üzerinden teori geliştiren bilim insanları, Göbeklitepe’nin aynı zamanda erken dönem alkollü içecek üretimi konusunda bir öncü olduğunu düşünüyor.

#6 Göbeklitepe kaşifi: Klaus Schmidt

Her ne kadar 1983 yılında Şanlıurfalı bir çiftçinin bulduğu oyma taş, Göbeklitepe’nin erken dönem buluntularından biri olsa da asıl çalışmalar 1995 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında başlamış. 2007 yılında ise Klaus Schmidt kazı başkanlığına getirilmiş.

#7 Göbeklitepe, insan eliyle saklanmış olabilir.

Dairesel yapının içerisindeki kireç taşı ve toprak yapısının homojen olması, Göbeklitepe tapınağı içerisindeki pek çok kalıntının tapınak kapatılmadan önce temizlenmesi ise alanın bilinçli bir şekilde gömüldüğünü, diğer bir deyişle kapatıldığını gösteriyor. Fakat ne yazık ki henüz “Göbeklitepe neden gömüldü?” sorusunun bir cevabı yok.

#8 Sıvı geçirmeyen zeminler

Göbeklitepe tapınağının zeminleri özellikle sıvı geçirmeyecek şekilde tasarlanmış. Böyle bir zemine ihtiyaç duyulmasındaki amacın ise, tarihin en eski tapınağında kan, alkol vb. sıvı maddelerle ritüellerin gerçekleştirildiği fikrini destekliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir