İstanbul’a İlk Kez Geliyorsanız

İstanbul Turu – Neden İstanbul’a gitmelisiniz? – Mutlaka Gitmeniz Gereken Bir Şehir İstanbul – İstanbul’a İlk Gelenler İçin – İstanbul Nasıl mı?

İstanbul’a ilk kez gidiyorsanız şayet yapmanız gereken ilk şey kız kulesini selamlamak, karşında oturup sıcak bir çay içmek olmalı… Koskoca 2500 yıl boyunca zaman zaman kale, savunma, kontrol merkezi ve hatta 1830-1831 kolera salgınında karantina hastanesi olarak kullanılmış, 1510 yılında meydana gelen “küçük kıyamet” olarak adlandırılan depremde ve 1719 yılında fener yağından çıkan yangında büyük hasar görmüş, birçok kez yenilenip değiştirilmiştir. Geçen uzun yıllar bu muazzam kuleye sayısız şehir efsanesi kazanmıştır. Bu yapının nelere tanık olduğunu, kaç insanın bu manzarada kaybolduğunu düşünürken martı ve dalga seslerinde kaybolmak İstanbul’da geçirilebilecek en güzel dakikalardan biri olacaktır. Tabi bunu yaparken size parfümden saate, fotoğraftan çekirdeğe birçok şey satmak isteyen satıcılarla olacaksınız. Kendinizi, tek olmanıza aldırmadan çiçek satmaya çalışacak romanları “kendinize çiçek almak istemediğinize” ikna etmeye çalışırken bulabilirsiniz.
Hemen sonra güzel bir vapur yolcuğunda martılara simit atıp, vapurun geride bıraktığı köpüklü ize bakarken hayaller kurmalı, denizin esintisinde gözlerinizi kapatarak kendinizi bırakmalı, İstanbul’u o rüzgârda hissetmelisiniz.
Eminönü’nde her aradığınızı bulup, Karaköy sahiline gitmeli ve tabii nihayet Galata kulesine uğramalı, çevredeki renkli merdivenleri, dar sokakları, el işi veya makine fark etmeden tarih kokan eşya dükkânlarını gezmek için vakit ayırmalı, sevdikleriniz ve kendiniz için hatıralar toplamalısınız…
Sıra Galata kulesine çıkmaya gelince, girişteki 16 mısralık methiyeye göz atmalı, önünde her zaman bulunan uzun kuyruktan korkmamalı ve şehrin en güzel manzaralarından birini kucaklamalısınız. Bu kulede birçok amaçla kullanılmış, büyük yangınlardan nasibini almış ve Kız Kulesi gibi 1510 yılındaki depremden zarar görmüş, birçok kez yenilenip değiştirilmiştir. (Şehir efsanelerine ev sahipliği yapan yapılardan biridir, efsanelerden birine göre oraya ilk kiminle giderseniz onunla evlenirsiniz.)
Sonraki durağınız, insanların bir bütün olarak yürüdüğü, bütünün bir parçası olmanın, binlerce insanın içinde kaybolmanın tarif edilemeyecek huzurunu da yanınıza alıp çıkacağınız bir Taksim yürüyüşü olmalıdır. Tabi ki akşam saatlerinde… Yüzlerce insanın, birbirlerine değmeden geçen hayatların, ahenkle adeta bir müzik gibi akıp geçmesi ile dizi ve filmlerin kesitlerinde yer almışlığıyla bilinir Taksim.
Sonraki günlerde muhteşem tarih gezileri, Ayasofya Müzesi, Sultan Ahmet Camii, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Rumeli Hisarı, Yerebatan Sarnıcı’nı ziyaret ederken tarihin büyüsüne kapılacak, kaç hayatın geçtiğini, neler yaşandığını merak edeceksiniz. Ülkeyi hatta dünyayı yönetmiş padişahların, kralların, tarihe yön vermiş önemli insanların İstanbul’dan geçip gidişini, kazanışını, kayıplarını, binlerce yılı, yüzlerce devleti, yüzlerce milleti, onlarca dini ve birçok dili hissedeceksiniz.
Boğazı, denizi, Kadıköy’de Boğası, Beşiktaş’ta Kartalı, Taksim’de tramvayı, gece ışıklarında köprüsü, Çengelköy’de Çınaraltı, Ortaköy’de kumpiri, Kanlıca’da yoğurdu, Sütlüce’de uykuluğu, Yıldız Parkı’nda laleleri, Sarıyer’de balıkçıları, Bebek’te şenlikleri, Vefanın bozası, Sultan Ahmet’te köftesi, Eminönün’de balık ekmeği, Çamlıca Tepesi’nde manzarası.. Derken biran binaların arasında kaybolup, biran doğa ile buluşacak, her semtte ayrı hikaye, her mahallede ayrı bir doku, her sokakta ayrı bir zamanda olacaksınız. Yoğunluğu, yorgunluğu, telaşını hissedecek, hızla akan zamana kapılacak, milyonlarca insanı yutuşuna tanıklık edeceksiniz. Hiç tanımadığınız onlarca insanla sohbet etmelisiniz, onlarca hayata dalmadan dokunup geçmenin tadına varmalı, kendi hikâyenizi unutmalısınız. Ve tabii geceyi beklemelisiniz. Geceleri ayrı güzeldir İstanbul hiç mi hiç sönmeyen ışıklarıyla her daim uyanıktır. Günün yorgunluğunu atarcasına sessiz, sakin ve uysal… Boşuna değil şarkılara, şiirlere, kitaplara, filmlere konu oluşu, aşkla birdir İstanbul yorucu ve huzurlu, dertli ve devalı, kalabalık ve yalnız, zor ve kolay, büyük ve küçük… Sizde İstanbul’a aşık olacaksınız…

36 thoughts on “İstanbul’a İlk Kez Geliyorsanız

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir