Kıymeti Biliniyor Mu?

Türkiye’de anlatılacak gezilecek belki de milyonlarca alan var. Bunlar yazmayla bitmeyeceği gibi eminim ki anlatılmakla da bitmez. Tabi ki bilinen belirli başlı yerler bulunuyor; Anıtkabir, Peri Bacaları, Efes Antik Kenti, Nemrut Dağları… Bunlar genellikle kültür ağırlıklı gezi alanları olsa da Muğla, Bodrum, Antalya gibi bölgelerimizde de turizm oldukça yüksek seviyede. İnsanlar gezmenin tadına vardıklarında en çok kendilerine zaman ayırmanın güzelliğini farkedip özgürce dolaşmanın ve bilgi edinmenin güzelliğine bakıyor. Bu yüzdendir ki ülkemizde iller arası olduğu kadar ülkeler arasında da geziler oldukça yaygın.

Ülke turizminde kültürel turizmin katkı payı büyük. En güzelinden Anıtkabir örnek gösterilebilir. İlk gidişinizde sizi çok uzun bir yol karşılıyor. Çıkılan o hafif yokuşlu uzun yol sizin kalbinizi heyecandan hızlı hızlı atarken telkin etmenize sebep oluyor. Biraz sonra Aslanlı Yol’a geliyorsunuz merdivenlerin hemen ardından. Yerdeki karolar aralıklarla dizilmiş ve siz karşıya bakarak başınız dik yürüyemiyorsunuz. Ataya saygıdan kaynaklı olarak başınız yere eğik olmalı düşüncesiyle yapılmış bu yoldan tam da düşünüldüğü gibi başınız önde geçiyorsunuz. Ardından sizi büyük bir meydan karşılıyor. Nereye gireceğinizi bilemeden bir süre etrafı inceleyip ilk bulduğunuz yerden büyük bir heyecanla kendinizi içeriye atıyorsunuz. Eski eşyalar, arabalar, heykeller gibi oldukça etkileyici görüntüler karşılıyor sizi. Dışarda İsmet İnönü’nün mezarı tam karşısındaki merdivenlerden içeriye girince ise Mustafa Kemal Atatürk’ün anıtıyla buluşuyorsunuz. En çok etkileneceğiniz yerlerden birincisi kesinlikle bu oluyor. Tekrar başka bölümlere girdiğinizde ise sizi atamızın güzel sesi karşılıyor. Nerden geldiğini anlamak istercesine bir süre etrafı inceliyorsunuz ve sese doğru ilerleyince ekranda Ata’mızın yaptığı konuşmanın videosuna denk geliyorsunuz. Hemen ilerisinde savaşlardaki askerlerimiz ve cephelerin modellenmiş hallerini ve Ata’mızın duvarı kaplayan fotoğrafını görüyorsunuz. Biraz daha ilerleyince fotoğraf çekmenin yasak olduğu bir alana geliyorsunuz. Bu alanda da sizi Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsi eşyaları, diğer ülkelerin devlet büyüklerinden aldığı hediyeleri karşılıyor. İçerdeki küçük odaya giriş için olan kapıdan ilk geçtiğiniz an göz göze geldiğiniz bal mumu heykelle bir süre yerinizde donakalmanız çok olası bir ihtimal. çalışma masası, kıyafetleri ve hemen yanında kendi bal mumu heykeli.. Belki de en güzel suskun anlarınızı yaşıyorsunuz ve sadece gerçek olduğuna inanmak istercesine mavi gözlerine odaklanıyorsunuz. Kabul etmek gerekir ki akıllardan çıkmayacak ve güzelliği büyük etkiler bırakacak kadar iyi yapılmış bir heykel. Devamında yine içerde belki 50 metre uzunluğunda ve duvarı boydan boya kaplayan Atatürk’ün kitaplığıyla karşılaşıyorsunuz. Psikoloji, din, edebiyat, dil, tarih gibi pek çok konuda kitaplık dolusu eserler bulunuyor.

Hatırladığım kadarıyla saat başı olan nöbet değişimlerinden birine denk gelmek ise çok güzel bir şans oluyor. Askerler yüreğinize işleyecek bir şekilde atalarını koruma görevlerini birbirlerine komutanları eşliğinde devir teslim ediyorlar. Daha sonrasında ise kıpırdamadan hava şartlarını umursamadan yerlerinde tıpkı bir çivi gibi dimdik duruyorlar.

Türkiye’nin gezilecek belki en güzel yeri olan Anıtkabir’den ayrılmak ise en zor olanlardan biri. Aklınız ve kalbinizi o taş yapıda bırakıp yolunuza devam ediyorsunuz ve etkisinden çıkmanız çok üzün zaman alabiliyor.

Eğer bir gün fırsatınız olursa ilk gezilecek yer olarak listenize ekleyebilirsiniz ve hatta eğer öyle bir fırsatınız olmazsa siz bu fırsatı yaratabilirsiniz. İnsan gezecekse ilk önce kendi tarihini gezmeli ve bunun içimsin ilk sıraya da Anıtkabir’i atasının yanını eklemeli.

Büşra Nur Sıçramaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.