Tatili Evde Geçireceklere Her Ruh Haline Uygun 16 Enfes Film

Türkiye’de gerek uzun çalışma saatleri gerekse şehirde yaşayanların içinde bulunduğu kaos, uzun tatillerde insanları ya şehirden kaçmaya ya da kendini eve kapatmaya zorluyor. Birçok insan evde geçiremediği vaktin acısını çıkarmak için şehirde kalmayı tercih ediyor. Hal böyle olunca evdeyken ruhu besleyecek filmlere de ihtiyaç oluyor. Biz de bu tatil döneminde sizi sıkılmaktan kurtaracak, tatil sonrası “Tatil nasıl geçti?” sorusuna “Birbirinden güzel filmler izledim” cevabını verdirtecek, nevi şahsına münhasır, ruhunuza ilaç gibi gelecek, her ruh halinize uygun filmler derledik. Siz de böyle film önerileriniz varsa lütfen bizimle paylaşın, bu tatili koca bir sinema salonu haline getirelim. Unutmayın paylaşmak güzeldir.

1. Afrika’da sömürge topraklarında büyümüş beyaz bir kadın: White Material


Bir Afrika ülkesi şiddetli bir ayaklanmayla sarsılır. Bu Afrika sömürgesinde toprak sahibi olan Maria ve ailesi için artık orası tehlikeli bir hal almaya başlamıştır. Maria kalıp mücadele etmeyi seçerken eski kocası çocukları Fransa’ya kaçırma planları yapar. İşçileri de kaçan Maria’nın pes etmeye niyeti yoktur. Suçluyla suçsuz, sömürülenle sömüren, siyahla beyaz ayrımını derinden hissedeceğiniz filmin yönetmenliğini Claire Denis üstleniyor.

 

2. Aşkın en zarif hali: In The Mood For Love


Başarılı yönetmen Kar Wai Wong’un en bilinen filmlerinden In The Mood For Love, adeta sinemada şiirselliğin tanımını yapıyor. Müzikleriyle içine çeken film seyirciyi de tam olarak o ana sürüklüyor. Filmde aynı apartmanda yan yana odalarda yaşayan evli bir adam ve evli bir erkeğin aslında sadece aynı apartmanı paylaşmadıklarını anlatıyor. Aşkın ilmek ilmek işlendiği film görüntüsü ve renkleriyle de alkışları topluyor.

3. Özgürlükler ve güven: The Square


Stockholm’de bir modern sanat galerisinde çalışan Christian, toplumun farklı sınıflarından insanların küçük bir yansıması olan The Square adlı alanda gelen insanlara “İnsanlara güvenmeli mi güvenmemeli mi?” sorusunu yöneltir. Aslında bu ikilem tüm filmin temasını oluşturur. Başrollerini Elisabeth Moss, Dominic West ve Claes Bang’in yer aldığı filmin yönetmenliğini Ruben Östlund yapıyor.

4. The Killing of a Sacred Deer


Başrolünde Colin Farrell ve Nicole Kidman’ı yer aldığı filmin yönetmeni The Favourite ve The Lobster’dan hatırlayacağımız Yórgos Lánthimos. Film, cerrah Dr. Steven Murphy eşi oftalmolog Anna ve 2 çocuklarıyla örnek bir tablosu çizen ailenin tüm dengesi Steven’in yardım ettiği yetim Martin’le tamamen değişecektir. Davranışlarıyla ailenin huzurunu bozan Martin’in gerçek amacı ortaya çıktığında bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

 

5. American Honey


Andrea Arnold’ın dördüncü uzun metraj filmi American Honey, Amerikan rüyasına tam karşıdan bakıyor ve aslında çok da mükemmel olmayan yanlarını ele alıyor. Filmde yaşadığı sefil hayattan sıkılan Star, beklenmedik anda karşısına çıkan Jack’in cazibesine kapılıp adım attığı yeni hayat anlatılıyor. Star, kendini bir anda kapı kapı dolaşıp dergi üyeliği satan bir grup evsizin içinde buluyor.

6. Mid90s


90’lı yıllarda Los Angeles’ta yaşayan ve yeni yeni ergenliğe giren 13 yaşındaki Stevie, bir türlü hayattaki bağımsızlığını kazanamamış annesi ve şiddete eğilimli abisiyle yaşamaktadır. Okulda maddi durumu nedeniyle hor görülen Stevie, yaz tatilinin başlamasıyla bol bol bisiklet sürmeye başlar. Bu dönemde bir kaykay dükkanında tanıştığı yeni arkadaş grubu ve mutsuz olduğu evi arasında gidip gelen küçük çocuk izleyicilere ırkçılık, sınıf farkları ve aile kavramlarını sorgulatır.

7. Phantom Thread


2017 yapımı Amerikan dramı Phantom Thread, 1950’lerin Londra’sını anlatıyor. Modayı merkezine alan film, ünlü terzi Reynolds Woodcock ve kız kardeşi Cyril’in hayatına genç ve iradeli kadın Alma Reynolds’ın girmesiyle nasıl değiştiğini anlatıyor. Filmde 3 Oscar ödüllü aktör Daniel Day-Lewis, modacı Reynolds Woodcock’u canlandırıyor.

8. The Edge of Seventeen


Amerikan komedi drama filmi The Edge of Seventeen, 17 yaşındaki genç bir kızın hayatına odaklanıyor. Dayanılmaz ve sorunlu bir lise hayatı olan Nadine hayatı, en yakın arkadaşı Krista’nın erkek kardeşiyle sevgili olmasıyla daha da zorlaşıyor. Yönetmenliğini Kelly Fremon Craig’in yaptığı filmin başrolünde Hailee Steinfeld, Haley Lu Richardson ve Blake Jenner yer alıyor. Film Netflix üzerinden izlenebiliyor.

 

9. First Man


1969 yılında 38 yaşındaki Neil Armstrong’un Apollo 11 ile ayın yüzeyine ayak basmasını konu edinen First Man, Armstrong’un 1961-1969 yılları arasında yaşadıklarına odaklanıyor. NASA ve Apollo 11 ekibinin 1960’larda SSCB’ye karşı uzay yarışını kazanmak için karşı karşıya kaldıkları muazzam baskıyı da gözler önüne seriyor film. La La Land ve Whiplash’le adını duyuran yönetmen Damien Chazelle’in ellerinden çıkan filmin başrolünde Ryan Gosling yer alıyor.

10. Bad Times at the El Royale


Suç, dram ve gizem türlerindeki film şaşalı günlerini geride bırakmış El Royale adlı otelde geçiyor. Otelde tesadüf eseri bir araya gelen ve karanlık geçmişleri olan 7 insanın gittikçe dallanıp budaklanan hikayesi filmin konusunu oluşturuyor. Konuşma ilerledikçe 7 kişinin birbirlerinden sakladıkları sırlar da ortaya çıkıyor. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini The Martian’la adını duyuran Drew Goddard yapıyor. Filmin oyuncu kadrosuysa göz dolduruyor: Jeff Bridges, Jon Hamm, Cynthia Erivo, Chris Hemsworth, Dakota Johnson

11. Ralph Breaks the Internet


Walt Disney Animation Studios tarafından yapılan Ralph ve İnternet, 2012 yapımı “Oyunbozan Ralph”in devam filmi niteliğinde. Yaşadığımız çağda tüm çarpık yönlerimize adeta ayna tutan Ralph ve Vanellope oldukça önemli bir amaç için sanal dünyaya girerler. İnsanların gerçek yaşamlarından çok burada vakit geçirdikleri ve sanal kimliklerini kullandığı bu dünyada başarılı olmak için ellerinden geleni yaparlar.

12. Fırtınadan Sonra


Japon sineması sevenlerin mutlaka izlemesi gereken “Umi yori mo mada fukaku”, 2016 Cannes Film Festivali ‘Belirli Bir Bakış Bölümü’ Jüri Ödülü kazanmıştı. Artık eskisi gibi yazamadığını düşünen ödüllü yazar Ryota, tüm birikimini kumarda kaybederek artık çocuğunun nafakasını bile ödeyemez duruma gelir. Bu süreçte yaptıklarıyla ailesini kaybettiğini fark eden yazar hayattaki en önemli şeyin küçük oğlu olduğunu anlar ve onu geri kazanmak için elinden geleni yapar. Bir baba oğul hikayesini odağına alan film birçok festivalde beğeni topladı.

 

13. Ben Is Back


Başrolünde Julia Roberts, Lucas Hedges ve Courtney B.’nin yer aldığı Eve Dönüş, 19 yaşında, madde bağımlısı, sorunlu bir genç olan Ben Burns’un rehabilitasyondan çıkıp ale evine dönmesini anlatıyor. Oğlunun dönüşü karşısında çok mutlu olan annesi Holly ise kısa süre sonra acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Peter Hedges üstleniyor.

14. Woman at War


İzlanda, Fransa ve Ukrayna ortak yapımı film, sessiz sakin bir hayat yaşayan ve aynı zamanda amansız bir çevreci bir kadın olan Halla’nın evlat edinme başvurusunun kabul edilmesiyle değişen hayatını anlatıyor. İzlanda’nın muhteşem manzaralarıyla bütünleşen film hem dingin hem de heyecanlı bir hikaye sunuyor. Hayalleriyle idealleri arasında kalan Halla ise seyirciye empati duygusunu tattırıyor.

15. Museo
Juan 30’lu yaşlarına ayak basmış ancak hala ne okulu bitirebilmiş en de ailelerinden ayrılıp ayrı eve çıkabilmiş biri. Hayatta yönünü kaybeden genç adam çözümü arkadaşı Wilson’la Meksika Ulusal Arkeoloji Müzesi’ndeki değerli tarihi eserleri çalmakta bulur. Asıl hikaye de bu noktada başlar.

 

16. Upgrade


Eğer sıradının dışına çıkan bir bilim kurgu filmi izlemek istiyorsanız sizi yapay zekayla insanın savaşına farklı açılardan bakan Upgrade’i önerebiliriz. Filmin baş karakteri olan ve eski arabaları tamir eden Grey Trace’ın karısı geçirdiği bir kaza sonucu felç olur. Bir gün bir milyarderden deneysel bir tedavi teklifi gelir. Tedavi için Trace’in bedenine STEM olarak adlandırılan yapay zeka implantı yerleştirilir. İmplantın takılmasının ardından yaşananlar Grey’in intikam planını alevlendirir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir