İstanbul Sarıyer’de, Emirgan Korusu’nda Küçük Bir Gezi

İstanbul Sarıyer’de, Emirgan Korusu’nda Küçük Bir Gezi

EMİRGAN KORUSUYeni ekle

Genel birkaç söz

İstanbul Boğazının Avrupa kıyısında bulunan, tarihi dokusuyla beraber doğal bir güzelliği de ihtiva eden Emirgan Korusu, yerli yabancı herkesin ziyaret ettiği, şehrin içinde şehirden bir nebze uzaklaşma hissi veren sayılı yerlerdendir. Bayram günleri, hafta sonları veya lale festivali zamanı haricindeki sıradan günlerde daha sakin olan Emirgan Korusunda bazen neredeyse kimseye rastlamamak da mümkündür.  Fazla kalabalık olmayan bu gibi zamanlarda sincaplar da meydana çıkar, rahatça gezinirler. Belki kaplumbağaların bile sudan çıkıp karada ağır ağır yürüdüklerini görebilirsiniz.  Yapılacak bir iş veya gidilecek bir yer yoksa, vakit de hafta içiyse, koruda bir miktar yürüyüp sonra da sahilde deniz havası almak iyi gelecektir.

Tarihi

Biraz da korunun tarihinden bahsetmek gerekirse, koru, 17. yüzyılda Osmanlı padişahı IV. Murad tarafından İranlı Emir Güne Han’a armağan edilmiştir. Daha önce Feridun Bahçeleri olarak anılan bölge bundan sonra Emirgân Korusu olarak anılmaya başlanmıştır. Yüzyıllar boyunca pek çok kez el değiştirmiş, 19. yüzyılda Osmanlı Padişahı Abdülaziz tarafından Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya verilmiştir. 1871-1878 yılları arasında koru içinde 3 köşk yaptırılmıştır. Günümüze de ulaşan bu köşkler Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk olarak adlandırılmaktadır. 1940 yılında dönemin İstanbul belediye başkanı Lütfi Kırdar’ın girişimiyle kamulaştırılıp park olarak düzenlenerek halka açılmıştır. 2006 yılından itibaren her yıl nisan ayında Lale Festivali düzenlenmektedir.

Lale Festivali

Yukarıda belirtildiği üzere her yıl nisan ayında düzenlenen geleneksel lale festivali, çeşitli etkinliklerle, rengarenk laleleriyle fotoğraf çekmeyi sevenler için de güzel bir fırsat. Koru da en canlı günlerini yılın bu zamanında yaşar, havanın da serin olduğu, insanı ferahlattığı bu vakitte her kesimden insan buraya akın eder. Aslında lale festivali bana, lalenin tarihini anımsatır biraz. Osmanlı devrinde lalenin günümüze kıyasla daha önemli olduğunu bilmekteyiz. Günümüzde de geçmişteki kadar olmasa da bu kültür varlığını korumakta, ama gönül isterdi ki Emirgan Korusu’nda düzenlenen lale festivalinde daha birçok çeşit, farklı farklı renklerde, değişik güzelliklerde laleleri de görebilseydik.  İşte bu noktada lale de, korunması ve geliştirilmesi gereken bir kültür varlığı olarak önümüzde durmaktadır. Lale sadece bir çiçek değil, bir semboldür; güzelliğe büyük değer veren kültürümüzün nadide bir sembolü.

  İstanbul Gezilecek Yerler / Gezi Rehberi

   

Burada ne yapılır ?

Emirgan Korusu’nda yapılacak en güzel şey yürüyüştür. Bir yürüyüş yolu da ihtiva eden koruda ayrıca spor aletleri de mevcuttur. Çocuklar için de parklar ve basketbol sahası vardır. Yemek yemek isteyenler için Sarı, Pembe ve Mavi köşkler bu hizmeti sunmaktadır.  Fotoğraf çekmeyi de unutmayalım, burada bir sincabı dahi yakalayabilirsiniz. Ayrıca korunun sessiz olduğu bir gün kitabınızı alıp burada açık havada rahatça okuyabilirsiniz. Çiçek satış noktasından lale tohumu alabilir, lale müzesini ziyaret edebilirsiniz. Korunun büyük bir bölümünde masalardan oluşan mesire yerleri vardır. Mangalın yasak olduğu bu yerlerde getirdiğiniz yiyeceklerle ailecek piknik yapabilir, güzel bir gün geçirebilirsiniz.

Nasıl gidilir, çevresinde neler vardır ?

Emirgan Korusu’na toplu taşıma araçlarıyla, hususi araçlarla veya deniz yoluyla ulaşım mümkündür. Toplu taşıma araçları olarak Taksim’den 40, 42T ve 40T, Kabataş’tan 25E, Beşiktaş’tan Sarıyer yönünde giden tüm araçlar ve Zincirlikuyu’dan geçen 40B, Şişli’den 29Ş ve 59A otobüsleriyle ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından deniz yoluyla ulaşım sağlanabilir. Emirgan İskelesi ile Kanlıca İskelesi de karşılıklı konumlanmıştır. Hususi araç ile de Beşiktaş – Sarıyer yolu kullanılarak sahil güzergahından veya Büyükdere Caddesi üzerinden gelinebilir.

İstinye ile Balat arasında konumlanan Emirgan Korusu’na 1km uzaklıkta Japon Bahçesi bulunur. Emirgan İskelesi ise koruya 750 metrelik mesafededir. Sabancı müzesi ise 200 metre gibi bir uzaklıktadır. Rumeli Hisarı ise yaklaşık 3 kilometredir.

Onur Küçükali

Bir Cevap Yazın

Siteye kendi yaptığınız şehir gezinizi anlatan yazı gönderebilirsiniz. Kayıt olmanıza gerek yok.
  • En az 7 kelime olmalı
  • En az 500 kelime olmalı ve en az 5 başlık eklenmelidir.
  • En az 5 etiket olmadır.
  •  
Gönderiniz otomatik olarak yayınlanacaktır.

[wtpsw_gridbox]