Yeniden İzlemenin Büyük Keyif Vereceği Oscar’a Aday Adayı Olmuş 15 Türk Filmi

Dünya festivalleri bir bir start alırken Oscar bahisleri de açılmaya başladı. Bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmi Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde ülkemizi temsil etmek için son 9’a kalmaya çalışacak. Ahlat Ağacı bu yarışta başarılı olabilecek mi düşünürken gelin bir yandan da bugüne kadar Oscar’a aday adayı olmuş filmlerimize bir göz atalım. Listede daha fazla film var elbet ancak biz IMDb puanları 7 ve üzerinde olan filmleri seçtik.

1. Uçurtmayı Vurmasınlar (1989/8.4)


İzleyen herkesin aklına ve yüreğine kazınan bu Tunç Başaran filmi annesiyle birlikte cezaevinde kalan küçük bir çocuğun dünyayı sadece duvarların içinde ve görebildiği kadar gökyüzüyle öğrenmeye çalışmasını anlatan acı bir masal.

 

2. Kış Uykusu (2014/8.2)


2014 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu aynı festivalde FIPRESCI ödülüne de uzandı. Nuri Bilge Ceylan’ın edebiyata olan düşkünlüğünün ortaya çıktığı bir film olan Kış Uykusu merkezine yine entelektüel, üst sınıftan bir karakter koyar ve onun etrafındakilerle olan ilişkilerini mercek altına alır. Hem görselliği hem de oyuncularının muhteşem performanslarıyla uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir film Kış Uykusu.

3. Susuz Yaz (1963/8.1)


Büyük usta Metin Erksan’ın yönettiği, Hülya Koçyiğit ve Erol Taş’ı başrollerde izlediğimiz Susuz Yaz, tarlasından çıkan suyu sadece kendi için kullanmak isteyen bir adamın köylüleriyle karşı karşıya gelmesini, bununla birlikte ataerkilliğin sadece suya değil kadına da tahakkümünü çok başarılı bir şekilde anlatıyor. Film Berlin’de Altın Ayı kazanmıştı.

4. Kelebeğin Rüyası (2013/7.9)


Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’ın paylaştığı film, II. Dünya Savaşı döneminde Zonguldak’ta yaşayan genç şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayat hikâyesini anlatıyor. Yeni kurulmuş bir cumhuriyet, savaştan çıkmış bir ülke, her şeye rağmen ilerlemek ve aydınlanmak derdinde aydınlar ve bir yandan da tüm zorluğuyla devam eden hayat… Görsel olarak oldukça güçlü bir edebiyat filmi.

 

5. Bir Zamanlar Anadolu’da (2011/7.8)


Cannes’da Nuri Bilge Ceylan’a Büyük Jüri Ödülü kazandıran Bir Zamanlar Anadolu’da bir cinayet soruşturması etrafında gelişen, birbirinden ilginç ama hepsi birer Anadolu insanı prototipi olan birçok karakteri bir araya getiren, konuşkan, ancak sustuğu yerlerde de Ceylan’ın müthiş yönetmenliğiyle çok şey anlatan bir başyapıt.

6. Gönül Yarası (2005/7.8)


Yavuz Turgul, Şener Şen ortaklığının verdiği meyveler her zaman seyirci tarafından çok sevilmiştir. Gönül Yarası da zaman zaman eleştirmenler tarafından yerilse de seyircinin gönlünde kurduğu taht daha uzun yıllar yıkılmayacak gibi görünüyor. Yıllarını Anadolu’da geçirmiş emekli bir öğretmenle, Anadolu’nun bağrından kopmuş genç bir kadının acı dolu hikayesini anlatan Gönül Yarası tam “mendil ıslatan” cinsten bir film.

7. Piano Piano Bacaksız (1990/7.8)


Yine bir Tunç Başaran filmi ve yine merkezinde küçük bir çocuk olan bir hikâye. 1940’ların İstanbul’unda yoksul, onurlu ve iyi kalpli insanların bize artık hayal gibi gelen dünyasını anlatıyor Piano Piano Bacaksız.

8. Uzak (2002/7.7)


Nuri Bilge Ceylan’ın taşra üçlemesinin son filmi olan Uzak, taşra-büyük şehir çatışmasını kahramanlarının iç dünyalarına öyle derinlikli, öyle ustaca inerek aktarır ki Cannes’da aldığı da dahil olmak üzere kazandığı tüm ödülleri hakkıyla elde etmiştir diyebiliriz.

 

9. Kaç Para Kaç (1999/7.7)


Kaç Para Kaç, Reha Erdem’in ikinci ve ülke sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden biri olarak adını sağlamlaştırdığı filmi. Paranın her şeyi nasıl yok edebildiğini anlatan bu film hem senaryosu hem de oyuncularının harika performanslarıyla göz dolduruyor.

10. Büyük Adam Küçük Aşk (2001/7.5)


Altın Portakal Film Festivali’nde birçok ödül kazanmasına rağmen sansüre takılan, gösterim sıkıntıları yaşamış olan bu film bir araya gelmeleri neredeyse imkansız görünen Kürt kızı Hejar ile emekli yargıç Rıfat Bey’in insanın içine işleyen duygu dolu dostluğunu anlatıyor.

11. Takva (2006/7.5)


Muharrem, dini inançları çok kuvvetli bir insandır. Gece gündüz sürekli ibadet etmekte, cinsellikten uzak, içine dönük bir hayat yaşamaktadır. Muharrem’in bu durumu zengin bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker ve her şey de bundan sonra tepetaklak olmaya başlar. Erkan Can’ın muazzam oyunculuğu ve ele aldığı hassas konuyu tarafsızca beyaz perdeye yansıtmasıyla akılla kazanan Takva Altın Portakal Film Festivali’nden birçok ödülle dönmüştü.

12. Üç Maymun (2008/7.4)


Nuri Bilge Ceylan’ın şaheseri Üç Maymun, aday adaylığından, adaylığa yani Los Angeles’ta son 9 filme kalan tek Türk filmidir. “Üç maymunu oynamak” deyimini bir filme nasıl dönüştürebiliriz sorusunun cevabını veren Nuri Bilge Ceylan parçalanan bir aileyi beyaz perdeye yansıtırken kadın-erkek ilişkilerine de derin bir pencere açmayı başarıyor ve küçük bir aileden yola çıkarak yine evrenseli yakalıyor.

 

13. Sivas (2015/7.4)


Venedik Film Festival’inde Jüri Özel Ödülü kazanan Sivas, Kaan Müjdeci’nin ilk uzun metrajlı filmi. 11 yaşındaki küçük bir çocuğun köyündeki yaşamını ve hayatına giren Sivas adındaki köpekle birlikte değişen dünyasını izlediğimiz film özellikle başrollerdeki çocuk ve köpek oyuncularıyla hafızalar kazındı.

14. Eşkıya (1996/7.3)


Yine bir Yavuz Turgul&Şener Şen ortaklığı var karşımızda. Yıllar sonra intikam almak için İstanbul’a gelen eski bir eşkıyanın aşkına kavuşmasını, geçmişine yaptığı yolculuğu ve genç bir adamla kurduğu baba-oğul ilişkisini anlatan Eşkıya, Türkiye sinemasını yıllar sonra ayağa kaldıran ve gişe rekorları kıran bir film olarak tarihe geçmişti.

15. Bal (2010/7.2)


Semih Kaplanoğlu’nun Yusuf üçlemesinin son filmi olan Bal, arıcılık yapan babası ormanda kaybolunca onun peşine düşen küçük Yusuf’un filmi. Bal Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanmayı başarmıştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir